Ulaş Gülkirpik Röportajı


  1. Bize kendinizden ve eğitim hayatınızdan bahseder misiniz?

Ben liseyi İstanbul’da okuduktan sonra burs aldım ve üniversite için Amerika’ya gittim. Amerika’da lise hayatında zevk almaya başladığım siyasal bilimler okumak istiyordum. Hayalim Birleşmiş Milletler’de çalışmaktı. Gittikten sonra okulda Amerikan eğitim sisteminin sizi farklı farklı şeyler denemeye yönlendirmesi sebebiyle aslında matematikle çok ilgili olduğumu ve sosyal bilimler ilgimin sadece siyaset tarafında kalmadığını farkettim ve İktisat’ı keşfettim. 4 sene boyunca keyif alarak okudum. Başarılı bir öğrencinin gazıyla yüksek lisans yapmaya karar verdim. Sonrasında ailevi sebeplerden ötürü 2012 senesinde Türkiye’ye döndüm ve çalışma hayatına girdim.

2. Birçoğumuz sizi Supermassive’in menajeri olduktan sonra tanıdı. Supermassive’in menajeri olmadan önceki iş yaşamınız hakkında bilgi verir misiniz?

2012’de Türkiye’ye geldiğimde ne iş yapacağımı bilmiyordum. İktisat okumuş bir insanın belirli kalıplara sokulacak bir mesleği yok. O zamanlar özellikle girişimciliğin popülerliği göz önüne gelmeye başlamıştı ve ben de bu akımı araştırmaya başladım. Birkaç tane e-ticaret sektöründe çalıştıktan sonra biraz daha kurumsal hayatı görmek adına yönetim danışmanlığı sektörüne geçtim. Yönetim danışmanlığı sektöründe 2,5 sene kadar çalıştım bu sene içerisinde yurt içi ve yurt dışı hizmet veren şirketlerde bulundum. Tam da bu projelerim yoğunlaşmışken, şu anda birlikte çalıştığım arkadaşlarım, ortaklarım aklıma girdiler ve bir anda kariyer değişikliği yapmaya karar verdim. Espor ile ilgilenmeye başladım. 4 senedir bu sektördeyim hiç geriye bakmadım hiç de pişman olmadım. İyi ki yapmışım diyorum.

3. Sizce iyi bir menajer nasıl olmalıdır, neler yapmalıdır?

Bence bizim sektörümüzdeki menajerlik kavramıyla diğer herhangi bir sektördeki yöneticiyi parelelleştirebilirsin. “Beni nasıl insanlarla çalışmak motive eder?” diye düşündüm kendi kendime. Referans noktası olarak kendimi aldım. Çok iyi müdürlerim ve ilham alabileceğim üstlerim vardı. İş yapmaktan memnun olduğum insanlar hep bölümüyle alakasız işler yapmış insanlardı. Nasıl bir mekanik mühendisi bir fabrika cihazının iyi çalışması için çalışan her parçayı denetler ve organize ederse sizin de yönetici olarak makineleriniz insanlar; bu insanların verimli çalışmasını sağlamak için elverişli ortamı, çalışma koşullarını yaratmaya çalışıyorsunuz.

4. Hakan Baş ile nasıl tanıştınız, birlikte çalışırken zorlandığınız noktalar oluyor mu? Olduysa bahsedebilir misiniz?

Yalnızca Hakan açısından değil ama çalıştığımız insanlar açısından hem Hakan hem ben çok şanslıyız. Çok süper bir yatırımcı ekibimiz var. Hem iletişim tonu açısından anlaşabilen hem hedefler açısından anlaşabilen, anlaşamadığında ise oturup konuşabilen geniş bir ekibiz. Çok ortaklı bir şirketiz. Hakan ile ilk tanışmamız Gram Games’in kurucu olan Kaan Karamancıoğlu üzerinden oldu. Bir gün “Biz bu işi yapmaya karar verdik.” gibi bir şey söyledi bu arkadaşlarım. İlk tepkim “Yapamazsınız,” oldu. Onlar beni dinlemediler ve bu işe girmeye karar verdiler. Takım şampiyon olup yurt dışına gideceği zaman takımda yöneticilik yapan insanlar belirli sebeplerden ötürü takımla gidemediler. “Hemen takımla ilgilenmen lazım Ulaş!” gibi bir olay oluştu ve ben karara zorlandım, o zamandan beri muhteşem rahatlıkla çalışıyoruz birlikte.

5. Supermassive’in hedefleri, vizyonu hakkında bilgi verir misiniz? Takımı oluştururken neleri dikkate alıyorsunuz, transfer süreçlerinde ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Rekabetçi bir sektörde olduğumuz için kazanma hedefimiz her zaman kafamızın bir noktasında oluyor. Bir takımı benimsedikten sonra o takımla en üst ve en alt noktaları görmek, o takım için gözyaşı dökmek ya da mutlu olmak sporun beni yakalayan kısmı oldu. Ama bir gün şöyle bir şey hissettim: Eğer ben gözyaşı dökeceksem bu süreçte, bu gözyaşı dökmeme sebep olan kurum ve kuruluşların ve temsil ettiği insanların da bunu hak ediyor olması gerektiğini düşündüm. Bu ekosistemin e-spor tarafını gördükten ve takipçilerini analiz ettikten sonra, eğer bir gün insanların bir e-spor takımı için gözyaşı dökeceklerse, gözyaşı dökmeye değer bir takım kurmaya çalıştım. Bunun da birinci aşamasını oyuncuya emek vermek, ayrıldıktan sonra bile “İyi ki buradaydım!” diyebilmesini sağlamak istedim. Herkesin kendini motive edecek şeyleri bulması gerektiğine inanıyorum.

6. Supermassive’de menajer olduğunuz süre boyunca en eğlendiğiniz anınızdan bahseder misiniz?

İnanılmaz güzel bir sürü an var aslında, komik olan bir tanesini anlatayım size. Geçtiğimiz sene takımımız 8-9 maç üst üste kaybettiği kötü bir dönemden geçti. Takım içerisinde başarısızlıkla birlikte gelen genel bir gerginlik ortamı vardı. Bir şekilde oyuncularla gerginlik ortamını dağıtmayı başardığımız dönemde 1 maç kazandık ve 2. maçı oynayacağız: “Acaba gerçekten kaybetme serisini bitirdik mi?” diye düşünüyoruz. Tam maçı beklerken, o sırada oynayan takımların oyuncularından biri bir hata yaptı. Bizim oyuncular tam o sırada “Böyle hata mı yapılır, bu ne yapıyor?” gibisinden konuşurken arkadan dünya şampiypnu oyuncumuzdan argo bir kelime geldi. Ama öyle bir telaffuz becerisiyle geldi ki içtenlikli bir argoydu. Arkama döndüm, Berkay Aşıkuzun(Zeitnot) bacak bacak üstüne atmış, kolları kavuşturmuş: “Bak, nasıl öğretmişim ama,”sırıtışını gördüm. Bu an unutmayacağım eğlenceli anlardan biriydi. Komik ve duygusal daha birçok anımız var. Her sezon sonunda takımdan birileri ayrılırken biraz gözyaşı oluyor.

7. Akademi takımınızı tamamen yeni oyunculardan oluşturmayı tercih etmenizin sebebi nedir?

Biz bu sektörde kariyeri bir şekilde başlamış ve kendini göstermiş oyuncuları akademi takımıza aldık geçen sene. Birçoğunun as ligde oynama imkanı vardı, takımlarda teklifleri vardı ama bizimle çalışmayı tercih ettiler. Bir zamandan sonra oyuncularında kendilerini ateşe atmaları, tabiri uygunsa dayak yiye yiye dayak atmayı öğrenmeleri gerekiyor. Oyuncuların rekabete girmesi gerekiyordu biz de bu sene oyuncularla bunları tartışıp bir şekilde yollarımızı ayırma kararı aldık.

8. Türkiye’de e-spor sektörünün kısa bir sürede bu kadar ilgi uyandırmasını nelere bağlıyorsunuz ve bu ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

E-spora olan ilginin artmasını ben kaçınılmaz olarak görüyorum çünkü insanların sosyolojik ve gündelik yaşam olarak gittiği yer buna çok elverişli. Nüfusun artışı, insanların şehirlerde daha dar alanlarda yaşıyor olması gibi birçok sebep insanların e-sporun içine girmesine olanak sağlıyor. Çalışma hayatına girdiğinizde haftada bir belki de ayda bir düzenlenen halı saha etkinliklerinin ne kadar zahmetli olduğunu fakat grupla etkinlik yapmanın çalışanlar için değerli olduğunu görüyoruz. Aynı insanların eve geldiğinde arkadaşına “Hadi gel, bilgisayarda bir oyun oynayalım.” diyip oynaması daha kolay olur hale geldi. Şehirleşmeye de çok hızlı bir şekilde adapte olabilen bir sektör e-spor sektörü. Yani aslında e-spor kocaman bir bilgi devriminin ve dünyanın sosyolojik değişiminin küçük bir parçası, spor tarafı.

9. Yurt dışı organizasyonlarında yer edinmeyi başaran oyuncuların ülkemizdeki diğer oyunculardan farkı nedir? Bu oyuncuları menajer olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hem sektörümüz için hem de onlar için çok seviniyorum. Şimdi oyuncuların kendi becerileri çok aşikar ve bunu ekran izleyerek bile gösterebildikleri için çok ciddi öndeler. Benim gözümde bir oyuncuyu özel yapan en özet şey çalışkanlık. Ben yetenek konusunu saatlerce tartışabilirim daha doğrusu yetenek, elle tutamadığımız şeyleri attığımız bir kutu gibi. Oyuncuların sosyal medyada kendilerini ne derecepazarlayabildiklerinin de yurt dışı etkinliklerde yer edinmelerinde etkili olduğunu düşünüyorum.

10. Bölgemizin uluslararası organizasyonlarda büyük başarı elde edememesini ne gibi etkilere bağlıyorsunuz? Yurt dışı organizasyonlarındaki başarıları arttırmak için neler yapmalıyız?

Türkiye olarak elle tutulur bir başarımız yok ama bireysel olarak bazı oyuncuların güzel işler yaptığı başarılarımız var. Takımlar olarak hiçbir e-spor branşında düzenli olarak iyiyiz diyebileceğimiz bir alan yok. Bunun birçok sebebi var aslında. Bu sektörün var oluşundan beri çoğu insan bunu başarılı olan bölgelerdeki insanlara göre daha olumsuz şartlar altında yapıyor. Ben İstanbul’un göbeğinde oturan biri olarak internete erişme hızımızın düşük olması, Anadolu’nun değişik bölgelerinde yaşayan yetenekli oyuncuların kendilerini gösterememesine sebebiyet veriyorum. Bazıları ise bu şartlara rağmen kendilerini gösterebiliyorlar. Takımlar olarak daha bilinçli olsak mesela; “takımlar spor psikoloğu” olsa oyuncular bu işi yaparken daha dirayetli olacak, işi daha geç bırakacaklar dolayısıyla daha fazla çalışabilecekler.

11. Yeni yeni ortaya çıkan e-spor psikolokluğu hakkında ne düşünüyorsunuz? E-spor sektöründe sizce psikologlar ne kadar önemlidir? Takımlara ne gibi artıları olabileceğini düşünüyorsunuz?

Takımı kurduğumuz günden beri aklımda olan sorulardan biri aslında bu soru. Sektörün içine girdikçe ve oyuncuların davranışlarını, kariyerlerini gördükçe insana maliyetlerini hem psikolojik olarak hem fiziksel olarak görmeye başlıyorsunuz. Eğer yönetici olarak çalışanlarınızın işlerini daha rahat yapabilmeleri için uğraşıyorsanız ki iyi yöneticilik bu demek, oyuncuların psikolojik sorunlarına da çözüm aramanız gerekiyor fakat ben bunun eğitimini almadığım için sadece dinlemekle sınırlı kalıyordum. Benim çocukluğuma kıyasla psikologlara bakış açısı çok daha iyi durumda. Dolayısıyla takımlarda zamanla bu alana daha çok yatırım yapmak gereksinimi duyacaklardır. Bu bence çok iyi, her takımın ihtiyacı olan bir şey. Belki daha iyi bir psikolog almak beraberinde daha iyi süreci getireceği için şampiyonluk faktörü olabilir. Bu tabii bizim tarafımızdan talep tarafı bir de bunun arz tarafı var. Bizim sektörümüzün çok daha gelişmesiyle spor psikologluğu kavramının da gelişeceğini düşünüyorum. Yeni nesil psikolojik sorulara daha ciddi gözle bakıyorlar, eskilere nazaran kestirip atmak yerine. Bizim örneğimizde olan gibi diğer takımlarda zamanla takımlarında tam zamanlı çalışan bir psikolog ile çalışmak için adımlar atacaktır.


Like it? Share with your friends!

40

Ulaş Gülkirpik Röportajı

log in

reset password

Back to
log in
Choose A Format
Gif
GIF format