UFAK TEFEK TARİH #58: Rosenhan Deneyi


Akıllı olmak ne demektir? Bir kişinin akıl sağlığının yerinde olup olmadığı, akıl sağlığının derecesi kesin olarak anlaşılabilir mi? Psikiyatri kliniklerinde akıl sağlığı yerinde olmayan hastalara konulan tanılar ne derecede doğru? İşte karşınızda bu soruların cevabını merak eden bir bilim insanın yaptığı ve psikiyatri dünyasını derinden sarsan Rosenhan Deneyi.

“Rosenhan Deneyi” ya da diğer adıyla “Pat Deneyi”, Stanford Üniversitesi Öğretim Üyesi psikolog David Rosenhan tarafından gerçekleştirildi. Rosenhan’ın yapmış olduğu bu deney 2 aşamadan oluşuyordu. İlk aşamada Rosenhan’ın da dahil olduğu ve toplamda üç psikolog, bir psikiyatr, bir öğrenci, bir pedagog, bir ev kadını ve bir ressamdan oluşan sekiz kişi, ayrı ayrı, garipten sesler işittiklerini söyleyerek bir kliniğe müracaat ederler. Rosenhan, aslında son derece sağlıklı olan bu kişilerden kliniğe yattıktan hemen sonra şikayetlerinin ortadan kalktığını söylemelerini istedi. Gruptaki kişiler de aynen böyle yaptı. Kendilerine verilen ilaçların hiçbirini yutmayan sahte hastalar, doktorlar nasıl hissettiklerini sorduklarında şikâyetlerini artık yaşamadıklarını belirtiyorlardı. Buna rağmen klinikten ilk taburcu edilen kişi bile, yedi gün boyunca orada kalmak zorunda kaldı. Sahte hastalara konulan tanılara bakıldığında ise şizofreni tanısı ve manik depresif psikoz tanıları aldıkları görülmüştür. Taburcu edildiklerinde bile hafif şizofreni tanısıyla taburcu edilmişlerdir. Bu duruma bakıldığında kişi bir etiketleme yaşayarak bu hastalığın içine sıkışıp kalmaktadır. Üstelik bu kişiler sahte hastalardır. Rosenhan bu konuda şöyle diyor: 

“Yalancı hastaların katılımıyla gerçekleşen bu deney boyunca hiçbir hastane, her şeyin bir rol olduğunu asla fark etmedi. Hiçbir raporda bu hususta bir şüphe dahi yer almamaktadır. Aksine, kanıtlar gösteriyor ki katılımcılar bir kez şizofreni teşhisi konmasının ardından hep bu şekilde anılmış, etiketlenmiştir. Tahliye edilen hastaların “semptomlarında geçici bir iyileşme olduğu” iddia edilmiş, onların akıllı olduğu kesinlikle fark edilmemiş, hatta onlara göre hiçbir zaman da akıllı olmamışlardır.”

Hastaneden çıkanlar, aynı iddia ile başka kliniklerebaşvururlar. Rosenhan ve ekibi, bu şekilde tam bir düzine kliniği ziyaret ettiler. Hasta olmadıklarına hekimleri ikna etmeleri, ortalama olarak on dokuz gün sürdü. Bir keresinde bir sahte hasta elli iki gün klinikte tutuldu. Deneyde şaşırtıcı olan konu da hastane çalışanlarının yalancı-hastaların rol yaptığını anlamamalarına rağmen orada bulunan gerçek hastaların katılımcıları tespit etmede bir zorluk yaşamamasıydı. Kayıtlara göre 118 hastanın 35’i yalancı-hastaları “Sen deli değilsin. Herhalde hastaneyi teftişe gelen bir gazeteci ya da bir profesörsün.” diyerek rol yapmakla suçladı.

Birinci aşaması gerçekleştirilen deneyin basında büyük yankı bulmasının ardından Rosenhan’a bir klinikten bir istek geldi. Ve bu istek, deneyin ikinci aşamasının oluşmasına neden oldu.Klinik, Rosenhan’dan bu kez sahte hastaları kendi kliniklerine göndermesini ve deneyi yeniden gerçekleştirmesini istedi. Rosenhan da kendisine gelen bu teklifi kabul etti. 3 ay boyunca hastane ekibi sahte hastaları tespit etmiş ve 193 hastanın 41’inin yalancı hasta olduğunu düşünmüştür; ayrıca 42 kişiden de şüphe duymuşlardır. Hatta bu 41 hastanın 19’unun akıl sağlığının yerinde olduğu konusunda en az bir psikiyatrist ve bir hastane personeli daha görüş birliğine varmışlardır. Ancak ortada şöyle bir sorun vardır ki, Rosenhan hastaneye hiç sahte hasta göndermemiştir. Bunun üzerine Rosenhan yayınladığı makalede deneyin sonuçları hakkında şunları söyledi:

“İkiden fazla psikiyatri uzmanının normal zannettiği 19 kişi, gerçekte normal miydi, yoksa akıl hastası mıydı? Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Psikiyatri kliniklerinde, akıl sağlığı yerinde olanla, olmayanı ayıramadığımız apaçık ortada.”

Aynı zamanda hukuk ve psikoloji profesörü olan Rosenhan, bu deneyiyle, sadece akıl hastalıkları teşhisinde göz önünde bulundurulması gereken kriterleri değiştirmedi. Bunun yanında, yargılama konusundaki yasalara psikolojinin girmesi ve jüri seçiminde psikolojiden yararlanılması gibi önemli değişikliklere de ön ayak oldu. Ayrıca Rosenhan’ın araştırmaları, akıl hastanelerinde tutulan kişilerin taburcu edilebileceği fikrinin yaygınlaşmasına katkı sağlamıştır.


Like it? Share with your friends!

13

UFAK TEFEK TARİH #58: Rosenhan Deneyi

log in

reset password

Back to
log in
Choose A Format
Gif
GIF format