UFAK TEFEK TARİH #52: Maria Antoinette


“Ekmek yoksa pasta yesinler.” sözü kendisine mal edilmiş olan; peri masalları gibi başlayan ama felaketlerle sonlanan yaşamı ile Fransa’nın son ve en görkemli kraliçesi olan Marie Antoinette’nin filmlere konu olan hayatı.

​Marie Antoinette, 2 Kasım 1755 tarihinde Viyana’daki Hofburg Sarayı’nda, I. Franz ve Maria Theresia’nın 15. çocuğu olarak dünyaya geldi. Arşidüşes Antonia’nın annesi Maria Theresia oldukça sıkı ahlak kurallarına sahipti ve güçlü bir lider olduğu için halkı tarafından seviliyordu ancak uğraşması gereken birçok iş olduğundan dolayı kızının yetiştirilmesi mürebbiyesine kalmıştı. Mürebbiyesi, Marie Antioninette’yi sürekli şımartıyordu. Marie tüm gününü ders çalışmak yerine oyun oynayarak geçiriyordu.

​1784 yılında Avusturya ile Fransa arasında Ekslaşapel Antlaşması imzalandı bu sayede iki ülke arasındaki çekişmeler son buldu ve 1756-1763 yılları arasında süren Yedi Yıl Savaşları’nda müttefik oldular. Bu ittifakın daha kuvvetlenmesi amacı ile XV. Louis’in torunu ve veliahttı olan Louis-Auguste ile Avusturya İmparatoriçesi Maria Theresa’nın kızlarından birini evlendirmeye karar verdiler. Henüz 14 yaşında olan Maria Antonia, Louis-Auguste ile 1769 yılında nişanlandı. Bu sırada kızında eksiklikler gören Maria Theresa, geleceğin Fransa Kraliçesi’ni hızlandırılmış eğitime aldı. Fransa’ya Döfnes olarak girmesini sağlamak için 19 Nisan 1770 yılındaMarie Antoinette’ye damatsız bir tören düzenlendi. Bu sayede Fransız halkı prensesi daha kolay benimseyecekti. Döfnesi saraya geldikten sonra, Marie Antoinette ve Louis-Auguste 16 Mayıs 1770 yılında kraliyet şapelinde yapılan gösterişli bir düğünle dünya evine girdiler. 

​Döfnesin yeni hayatı çok sıkıcı geçiyordu. Her gün uşakları yardımıyla kalkıyor, onlar tarafından giydiriliyordu. Kıyafet koduna uyan herkesin katılabileceği halka açık akşam yemeklerinde kocasına eşlik ediyordu. Bu durumdan annesine “Rujumu tüm dünyanın gözü önünde sürüyorum, ellerimi tüm dünyanın gözü önünde yıkıyorum!” diyerek yakınmıştı. 10 Mayıs 1774 tarihinde Kral XV. Louis çiçek hastalığından ansızın ölünce tahtın varisi olan kocası Louis-Auguste, XVI. Louis olarak tahta geçti. Bu olayla birlikte çiftin hayatı tamamen değişti. Saray halkı yeni Kral ve Kraliçeye olan bağlılıklarını sunmak için birbiriyle yarışmaya başladı. Yeni Kral ve Kraliçe diz çöküp tanrıya dua etti. Bir iddiaya göre Louis, “Yüce tanrım, bize kılavuzluk et ve bizi koru. Ülkeyi yönetmek için henüz çok genciz.” dedi. Kraliçe 19 ve Kral 20 yaşında idi.

“EKMEK BULAMIYORLARSA PASTA YESİNLER!”

XVI. Louis’in taç giyme törenini olduğu zamanlar Paris’teki kıtlığı doruk noktasına ulaşmıştı.  Maria Antoinette’yi kötülemek isteyen kişiler tarafından ‘Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler!’ sözü kendisine mâl edilmiştir ancak sözü onun söylediğine dair hiçbir kanıt bulunamamaktadır. Hatta ekmek kıtlığından haberi olduğunda, Marie Antoinette şöyle not almıştır, “Kendi bahtsızlıklarına rağmen bizlere böylesine iyi davranan bu insanları gördükçe, onların mutluluğu için kesinlikle daha sıkı çalışmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu gerçeği Kral da görmektedir. Kendi adıma konuşmam gerekirse, taç giydiğim günü -yüz yıl bile yaşasam da- hayat boyu unutmayacağım.”

Marie Antoinette kraliçe olduktan sonra arkadaş çevresi özenle seçilmeye başlamıştı ve herkesle konuşamazdı. Bu durum sarayda huzursuzluk ve gücenmelere neden oluyordu çünkü insanlar kraliçenin kendilerini istemediğini düşünüyordu. Bu düşünce yüzünden Marie Antoinette Versay Sarayı’ndaki art niyetli dedikoduların hedefi hâline geldi.Kraliçe, intikam almak isteyen birtakım kişiler tarafından kocasını, kayınbiraderi Kont Artois ile aldattığı dedikoduları ortaya atıldı. Hatta birçok yasadışı gazete ve dergi Kraliçe ile Kont’un zina yapan aşıklar olarak gösteren mecmualar yayınladı. Başka mecmualarda lezbiyen olduğu ve hayvanlarla ilişkiye girdiğine dair iddialar ortaya atıldı.   Bu iddialar hakkında hiçbir kanıt olmasa bile halkın gözündeki değerini azaltmıştır.

Kraliçe, evliliğinin ilk yedi yılı hamile kalamaması Louis-Auguste’nin iktidarsız veya fimozis rahatsızlığından mustarip olduğu söylentilerinin yayılmasına neden oldu. Bu arada bu evliliğin düzmece, sahte bir evlilik olduğu suçlamalarıyla karşılaştılar. Kont Artois’in eşinin bir erkek çocuk sahibi olması, kraliçe üzerindeki bütün baskıyı arttırıyordu. Bu olayların ardından Kral tedavi gördü ve çiftin bir sene sonra 19 Arlık 1778 yılında çiftin kız çocukları dünyaya geldi. Kızın doğumu saray halkının gözü önünde yapmış olması Kraliçeyi çok rahatsız etmişti ve diğer doğumlarında umuma açık yapılmasını istemediği için bu uygulama bir daha yapılmadı. Kızından sonra üç tane daha çocuğu olmuştur.

Kraliçe Marie Antoinette yaşı ilerledikçe daha az müsrif olmaya başladı. Artık daha sade giyiniyor; değerli elmaslar ve süslü perukları takmayı azaltıyordu. Günlerinin çoğunu çocuklarına ayırarak geçiriyordu. 1786 yılında Versay Sarayı arazilerine, kendisi için suni köye inşa ettirmesi kendisini ağır eleştirilerin hedefi haline getirdi. Marie Antoinette taraftarları, inşa ettirdiği Petit Hameau köyü konusunda, bu kadar eleştirilmeyi hakketmediğini düşünüyorlardı. Barones d’Oberkirch, “Başkaları, Marie Antoinette’in yaptığı masraftan daha fazlasını, bahçelerini düzenlemek için yapıyor!”, demişti.Ancak zaten azalmış olan popülaritesi kır evi olayı ile biraz daha lekelenmişti. 

Bu sırada Kraliçe kötü bir oyunun kurbanı oldu. Servetini yitirmiş olan Motte Kontesi, Rohan kardinali Louis’yi, Marie Antoinette’in çok samimi bir arkadaşı olduğuna inandırdı. Marie Antoinette’in aslında bu elmas gerdanlığı çok istediğini söyledi. Kardinal, gerdanlığı kraliçeye götüreceğini düşünerek kontese bir miktar para verdi. Ödemeyi taksitle yapacaktı. Kraliyet kuyumcusu da parasının sonradan ödeneceğini düşünerek 1,6 milyon livrelik gerdanlığı teslim etti. Kontesin kocası elmas kolyeyi alarak kayıplara karıştı. Ancak ödeme günü gelince gerçek ortaya çıktı. Marie Antoinette, her ne kadar skandalla alakası olmadığını söylediyse de halkın gözündeki imajınınzedelenmesine engel olamadı. Bu olay, Fransız Devrimi’ne giden yolda, halkın gözündeki monarşinin kokuşmuşluğu inancını pekiştirdi. 

Bu olayın stresi nedeniyle kraliçe erken sancılandı ve ikinci kızı Sophie Hélène Béatrix’i birkaç hafta erken doğurdu. Küçük kızı birinci doğum gününden kısa süre sonra vefat etti. Kısa bir süre sonra doktorlar büyük oğlunun tüberkülozhastalığını son aşamasında olduğunu söylediler ve 4 Temmuz’da oğlu yedi yaşındayken vefat etti. Bu olay kral ve kraliçeyi derinden sarsmıştı. Bu olay üzerine insanlar kraliçenin oğlunu zehirlettiği dedikodularını ortaya attılar. 

Saray dışında ise Kraliyet karşıtları, düşmanlarına karşı hoşgörülü olan başbakanı, zalim bir diktatör olarak tanıttılar. Propagandaları işe yaradı ve Paris’te, kraliyet yanlılarının şehir halkını itaate zorlamak için askeri güç kullanacağı korkusu baş gösterdi. 14 Temmuz 1789 yılında kalabalık bir grup Bastil Hapishanesi’nin kontrolünü ele geçirdi ve hapishane müdür ve sağ görüşlü iki politikacıyı linç edildi. Haber saraya gece yarısında ulaştı. Olanları duyduğunda “Bu bir isyan mı?” diye soran kral XVI. Louis’ye dük Rochefoucauld-Liancourt şu cevabı verdi, “Hayır efendim, bu bir devrim.’ Bu olay sarayda paniğe yol açtı ve sarayda yaşayan halkın bir kısmı suikast uğramamak için yurt dışına kaçmaya başladı. Kraliçede, kralın taşınma emrini vereceğini düşünüyordu ancak kral taşınmayacaklarını söyledi. Daha sonra bu karar için pişman olacaktı.

Kraliyet karşıtları, saray mensuplarının bütün tahılları depolarda sakladığı söylentilerini etrafa yaymıştı. Kalabalık bir grubun Versay Sarayına doğru yürüdüğü haberi aylar sonra saraya ulaştı. Sabahın erken saatlerinde kalabalık bir grup saraya girdi ve kraliçenin muhafızlarını katlettiler. O geceyi eşinden ayrı geçiren kraliçe yardımcılarıyla birlikte kıl payı kurtularak kralın yatak odasına kaçtılar. Öfkeli kalabalık sarayın avlusunda toplandı ve kraliçenin balkona çıkmasını istedi. Bunun üzerine kraliçe iki çocuğu ile balkona çıktı ancak kalabalık çocukları içeri geri göndermesini istedi.Kraliçe üzerine silahlar doğrultulmuş bir şekilde bir süre bekledikten sonra kalabalığı başıyla selamlayıp içeri girdi. Kalabalığın bir kısmı, cesaretine hayran kalıp “Kraliçemiz çok yaşa!” diye slogan attı. Kral ve ailesi Tuileries Sarayına götürüldüler. 13 Ağustos’ta Kral XVI. Louis cumhuriyetçiler tarafından tutuklandı ve bir ay sonra Milli Kongre monarşiyi feshetti. Louis 11 Aralık’ta vatana ihanet suçuyla yargılandı ve 17 Ocak’ta ölüm cezasına çarptırıldı. İdamından bir gün önce ailesi ile yemek yedi ve ertesi gün giyotinle idam edildi.

Kocasının ölümünden sonra Marie Antoinette hiçbir zaman kendine gelemedi. 3 Temmuz 1793 gecesi bir grup hükümet yetkilisi oğlunu götürmek için hücreye geldi. Çünkü kraliyet yanlıları küçük çocuğu XVII. Louis ilan etmişti ve bu nedenle sekiz yaşındaki çocuğu ayrı bir hücrede tutmaya karar verdi. Kraliçe oğlunu vermemek için direnmiş olsan da çocuk annesinden zorla alındı. Küçük çocuk annesini bir daha göremedi ve ayrılmasından iki yıl sonra 1795 yılında vefat etti.

14 Ekim 1793 yılında yargılanmasına başladı. Mahkeme salonuna geldiğinde çökmüş ve harap olmuş hali herkesi şok etmişti. Elmas gerdanlık olayı ve daha önceki söylentiler gündeme geldi. En korkunç iddia ise Jacques Hébert’den geldi. Hébert kraliçeyi, öz oğluna cinsel taciz yapmakla itham etti. Sessiz kalan Marie Antoinette, yanıtlaması için baskı yapıldığında, “Eğer yanıt vermediysem bu, bir anneye yapılan böyle bir suçlamayı, doğanın kendisinin bile yanıtlamayacağındandır” dedi. Jüri, oy birliği ile Marie Antoinette’İ suçlu buldu ve bir gün sonra vatana ihanet suçundan ölüm cezasına çarptırıldı. Kralın kardeşi Elisabeth’e “Vasiyet” olarak bilinen son mektubunu yazdı. Bu mektupta ailesine ve arkadaşlarına olan sevgisini dile getirdi ve çocuklarına öcünü almaya çalışmamaları için yalvardı. 16 Ekim 1793 sabahı gardiyan saçlarını kesmek ve ellerini bağlamak için geldi. At arabası ile Paris sokaklarında dolaştırıldıktan sonra Devrim Meydanına getirildi ve saat 12.15’te giyotin ile idam edildi. Başı çığlıklar atan kalabalığa gösterildi.

Marie Antoinette, XVI. Louis ve Madam Elisabeth’in cesetleri bugünkü Madeleine Kilisesi’nin bulunduğu yere tekabül eden büyük mezarlığa gömüldü. Bourbonlar’ın yönetime gelmesinden sonra cesetler bulunmaya çalışıldı. 21 Ocak 1815’te cenazelerden parçalar bulundu. Bu parçalar, Fransız kraliyet ailelerinin ebedi istirahat mekânı olan Aziz Denis Basilica’nın yeraltı türbesine nakledildi.

Ve Marie Antoinette tarih sayfalarına keyfine düşkün ve halk tarafından pek sevilmeyen biri olarak kayıtlara geçti.

UFAK TEFEK TARİH #52: Maria Antoinette

log in

reset password

Back to
log in
Choose A Format
Gif
GIF format