UFAK TEFEK TARİH #48: Louis Aragon


Louis Aragon, 3 Ekim 1897’de Paris’te dünyaya geldi. Fransız ozanlarının en büyüklerinden sayılan Aragon, ilk başlarda Dada akımının öncüleri arasında görülse de sonraları yüzyılın en önemli şiir akımı sürrealizmin kurucularından biri haline geldi. Şiir, deneme, roman, eleştiri ve çeviri olarak 61 kitap yayımlattı. “Le Paysan de Paris” romanı gerçeküstücülüğün en önemli örneklerinden biri olarak gösterilmektedir. “La Rose et Le Reseda” şiiri ise bütün farklı görüşlerin vatan sevgisi önüne geçemeyeceğini anlattığı sembolik şiiridir.

19 yaşında annesinin ısrarıyla girudiği Tıp Fakültesi’ni 5 yıl okuduktan sonra bıraktı. O sıralarda 1. Dünya Savaşı patlak vermişti, Aragon orduya çağırıldı. Aldığı eğitimden dolayı orduda 2. derece doktorluk yaptı. Savaştan döndükten sonra Edebiyat çevresinin içinde yer aldı. Bu çevre renkli ve süslü kıyafetleri, küstah konuşmaları ve züppe yaşayış tarzları ile göze çarpıyordu. Yaşadıkları bu şatafatlı ve bohem hayat yüzünden Aragon ve dostları Fransız Komunist Partisi’ne kabul edilemediler. Eninde sonunda bu partiye katılabildiler fakat Aragon’un o dönem sevgilisi olan Nancy Cunard bir caz piyanisti yüzünden kendisini terk ettiği için aşırı doz ilaç alarak intihara kalkıştı.

1928 yılında Rus yazar Elsa Triolet ile tanıştı. Hayatının geri kalanı boyunca onun için şiirler yazacaktı. Birlikte anti-faşist hareketlerde görev aldılar. Daha sonra evlendiler. 2. Dünya Savaşı çıktıktan sonra Aragon, şair işçilerden oluşan bir grup ile cepheye gitti. Almanların eline esir düşse de kaçmayı başardı. Artık şiirleri elden ele dolaşıyordu, Aragon yaşayan bir efsaneydi. Şiirlerindeki aşkla, savaşla, direnişle insanların zihnini devasa bir hızla aydınlatıyordu.

Aragon ve Elsa 42 yıl evli kaldılar. Onlar mutlu aşkın timsaliydi, en azından öyle sanılıyordu. Elsa öldükten sonra Aragon onun çekmecelerini karıştırırken bir liste bulmuş. Liste Elsa’ya aşık olan tüm erkeklerin adını barındırıyordu veya Elsa’nın birlikte olduğu tüm erkeklerin. Aragon ikincisine inanmayı seçmişti. Büyük bir şair, harika bir romancı, siyasi mücadelelere ve savaşlara gözünü kırpmadan atılmış o cesur adam, halkının takdirini almış bir kahraman olan Aragon aldatıldığını düşünerek hayatının sonuna kadar bu düşünceye inanmayı sürdürdü.

Eğer şiirlerindeki kadar derin bir aşk yaşamış olsalardı Aragon o listeyi bulduğunda güler geçerdi ama Elsa’nın günlüğündeki bir not her şeyi açıklıyordu: “Herkes beni sevsin, bütün erkekler bana hayran olsun istiyorum”. Bu noktadan sonra Aragon ağırbaşlı takımları bırakıp, gösterişli ve şaşırtıcı giyim tarzıyla yeni biri olmuştu, cinsel tercihleri de değişmişti.

Bütün umutsuzlukların ve tiranların Elsa’nın gözlerinde kaybolduğunu anlatan, sevgilisine verdiği değer ile bütün dünyaya örnek olan Aragon, “Mutlu aşk yoktur” sözleriyle 1982 yılından itibaren Elsa’sının yanında yatıyor artık. Farklılıklara rağmen bir olmasını savunduğu milleti, cesur ve özgür idealleri ve asil aşkı ardında bıraktıklarının sadece birkaçı.

UFAK TEFEK TARİH #48: Louis Aragon

log in

reset password

Back to
log in
Choose A Format
Gif
GIF format