UFAK TEFEK TARİH #47: Jonestown Katliamı


Din, insanlık tarihi boyunca en güçlü toplumsal unsurlardan biri olmuştur. Bir milletin kültürü, onun yaşayın biçimini belirleyen dindir. Gelişmiş toplumlarda dinin günlük hayata etkisi azalsa bile halen devam ettiği yerler bulunmaktadır. Dünya üzerinde tek tanrılı dinlerin dışında birçok din bulunmaktadır. Ancak bazı durumlarda insanlar kült dediğimiz toplumda anormal görülen inanç kurallarına adamışlardır. Bunlara canının feda edebilecek kadar bağlıdırlar. Bunun en acın örneklerinden biri olan Jonestown Katliamı ve katliamın başındaki Jim Jones.

Tarihi en başa yani 1931 yılına geri alıyoruz. Jim Jones, Mesih doğurduğuna inana bir anne ile Ku Klux Klan üyesi olan ırkçı bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Babasının görüşlerine karşı olan Jones, siyahi babası ile uzun zaman konuşmamıştır.

Esas olaylar, 1951’de Jim Jones’un İndiana Komunist Partisi’nekatılmasıyla başladı. Ancak toplantılara katılmasının ardından Jim Jones, partilerin halkı yanlış yönlendirdiğine ve insanları komünizme karşı doldurduğuna ikna oldu ve gerçek Marksizm’i yaymak için kiliseye girmeye karar verdi. Zaman zaman kilisede vaazlar vermeye ve mucizelerin olduğuna inandırmaya başladı. Irkçılık karşıtı hümanist tutumu ve sevecenliğiyle özellikle toplumdan dışlanmış, Afrika kökenli ve inançlı kişilerin güvenini kazanmıştı. Rivayete göre tekerlekli sandalyeye bağımlı bir kadını ve kanser hastası olan birkaç insanı iyileştirmiştir. Ancak tüm bunlar müritleri etkilemek için yaptığı şovlardan başka bir şey değildi. Kiliseye katılan insan sayısı her geçen gün artıyor, insanlar bütün malvarlığını kiliseye bağışlıyordu. Bu bağışlar sayesinde 1955 yılında “The People’s Temple of the Disciples of Christ” tarikatı kuruldu. Bu tarikatta toplantılar dışarıya kapalı olarak sadece müritlere özel yapılıyordu. Dışardan kimse giremiyor ve içeride ne olduğu dışardan kimseye söylenmiyordu. Bu gizemli hal insanların ve medyanın dikkatini çekmeye başladı. Bütün bu ilgiden kaçmak isteyen tarikat üyeleri, 1974 yılında Guyana’nın ormanlık bir bölgesine taşındı. Tarikat üyeleri aralarında iş bölümü yaparak Joim Jones’in tabiriyle “Sosyalist Cennet” dediği Jonestown kasabası kuruldu. Jim Jones emirlerini herkese iletmek için kasabanın her yanına hoparlörler yerleştirildi.

Kasabada yaşayan tarikat üyeleri teknolojiden uzak dünyanın geri kalanından habersiz bir şekilde yaşıyordu. Kasabada 40’a yakın bebeğin dünyaya geldiği söyleniyordu. Sessizlik içinde yaşayan tarikat üyelerini sakinliği Kuzey Kaliforniya’dan bir heyet gönderilme kararı ile bozuldu. Leo Ryan ve ekibi 17 Kasım 1978’de Jonestown’a gitmek üzere uçakla yola çıktı. Ekip, Jonestown’a ulaştığında müritlerden bir kaçı onlarla dönmek istediğini söyledi. Jones, bunlara karşı çıktı ve ayrılmak isteyenleri ölümle tehdit etti. Bu olaylar birkaç insanın uyanmasının sağladı. Ancak ertesi gün ekip, 15 müritle birlikte hareket ederken tarikat üyelerini silahlı saldırısına uğradılar. Leo Ryan ve 4 mürit hayatını kaybetti.

Artık medyanın tacizlerinde sıkılan Jim Jones’in büyük bir planı vardı. Her ne kadar ayrılmak isteyenler olsa da ona inanan büyük bir kitle vardı. 18 Kasım 1978 yılında müritlerini etrafına toplayıp planını söyledi. Önceden hazırlattığı siyanürlü içeceklerden içmelerini  Evlatlarım, ölümde büyük bir şeref vardır. Bu, ölecek olan herkes için büyük bir gösteri. Ölümden korkmayın, ölüm yalnızca farklı bir boyuta adım atmak gibi.” sözleriyle söyleyecekti. Müritlerine, önce çocuklarına siyanür içirmelerini sonra kendileri içmelerini söyledi ve müritlerin birçoğu hiç tereddüt etmeden söyleneni yaptı. Yapmak istemeyen üyeleri ise zorlandı ya da müritler silahla vurularak öldürüldüler.

19 Kasım 1978 sabahı olay yerine gelen basın ekibi büyük bir şok yaşadı. Kasabanın her yanında çoğunluğu siyahilerden ve toplumun dışlanmış kişilerden oluşan 250’si çocuk 900’den fazla kişinin cesedi bulunmuştu. Basın ekibi birçok siyanürlü içecek ve enjektörlerin hazırlandığı yeri buldular. Jim Jones ise kendini silahla başından vurmuştu. Katliamdan 79 yaşındaki işitme engelli Gover Davis, anonsları duymadığın için; Stanley Clayton ise sınırdaki silahlı güvenliği atlartayark kaçması sayesinde kurtulmuştu.

​Yapılan araştırmalarda tarikat üyelerine ait intihar notu ve günlükler bulunmuştur. Bu belgelerde intihara zorlandıklarına dair birçok yazı bulunmuştur. Soruşturma bittikten sonra FBI, Jones’a ait ses kaydını internette yayınlamıştır.

Dünya tarihinden en büyük kült katliamlarından biri olan Jonestown katliamı, adından uzun süre bahsettirmiş; kitaplara ve filmlere konu olmuştur.

UFAK TEFEK TARİH #47: Jonestown Katliamı

log in

reset password

Back to
log in
Choose A Format
Gif
GIF format