Sanat Felsefesinden Hayat Felsefesine: Minimalizm


“Karmaşık şeylerin güzel olduğunu düşünmek insanların ortak yanlışıdır.” -Descartes

Minimalizm, ilk başta modern bir sanat akımı olarak ortaya çıkmış; 1910’lu yıllarda Rus Ressam Malevich’in yaptığı beyaz bir tablo üzerine siyah bir kare çizerek mükemmel bir sadeliği aramaya çıkmasıyla bu tablo minimalizmin ayak sesleri olarak kabul edilmiştir. Minimalizm kavramı, çoğu kaynağa göre 1965 yılında İngiliz yazar ve filozof Richard Wollheim’ın minimum kelimesinden yola çıkarak “minimal sanat” kavramını oluşturmasıyla ortaya çıkmıştır. 

Minimalizm, resim ve mimari alanında daha fazla görülse de minimalist düşüncenin sanat akımı olarak yaygınlaşması aslında müzik dünyasında oluşmuş ve daha sonraki zamanlarda edebiyat, iç mimari, sinema ve fotoğrafçılık gibi çeşitli alanlarda kendini göstermeye başlamıştır. Minimalizmin ilgi gördüğü yıllar, aynı zamanda Uzak Doğu kökenli “Zen Felsefesi”nin de Batı’da ilgi gördüğü yıllar denilebilir. Zamanla bu iki akım birleşerek minimalist yaşam şekli oluşmuştur.

Müzik ve görsel sanatlarda sadeliği ve nesnelliği ön plana çıkaran daha az ile daha fazlasına sahip olmak ya da azdan çok yaratmak olarak çevrilebilecek “Less is more”; bir yaşama felsefesi olarak sanatın yanı sıra pek çok alanda karşımıza çıkıyor. 

Evimizde, çantamızda, hatta midemizden düşüncelerimize kadar hayatı sade yaşamak… İşte karşımızda Minimalizm. Türk Dil Kurumu Minimalizm karşılığı için “sadelik” kavramını seçmiş. Peki, nasıl bir sadelik?  

“Fakirlik, yoksunluk ya da eksiklik değildir minimalizm; aksine bilinçli bir tercihtir, zor olanı seçmektir, azla çok yapmaktır.” -Ludwig Mies van der Rohe

Çok eşyanın anılarımızı engellediğinin farkında mısınız? Daha çok anı biriktirmenin az eşyayla mümkün olabileceğini hiç düşündünüz mü?

Minimalizm, küçük bir çerçeveden bakıldığında, daha küçük alanlarda, daha az eşyayla ve daha az tüketerek kişiyi kendisi için önemli olan değerler doğrultusunda yaşamındaki önemsiz eşya, duygu ve alışkanlıklardan kurtarmasına, daha azına sahip olarak daha bilinçli ve doğru seçimler yapmasına teşvik eden ihtiyaçlarımızdan fazlasına yer ve zaman ayırmamak olarak tanımlanabilen bir felsefe.

Ne kadar çok eşyanız olursa, o kadar çok onların bakımına, temizliğine, düzenlenmesine, saklanmasına zaman ve para ayırmanız gerekir. Bir düşünün; en çok gitmek istediğiniz ülkeye bir seyahat yapabilmeyi ve bir ömür hatırlayacağınız anılar biriktirmeyi mi tercih edersiniz yoksa bir süre sonra eskitip atacağınız yeni bir eşya satın almayı mı? 

“Safe ama basit olmayan, yalın ama yavan olmayan bir güzellik anlayışıdır.” -Hegel

İnsanlık tarihinde başarılı olmuş insanların yapılan araştırmalarla minimalist hayat tarzını seçtiklerini biliyor muydunuz? 

Öncelikle Akımın öncüleri olarak Carl Andre, Sol LeWitt, Robert Morris, Donald Judd, Dan                                      Flavin ve Frank Stella sıralanabilir. Daniel Buren ve Zaha Hadid de, minimalist bakış açısında yapıtlar üretmişlerdir.

Özellikle Steve Jobs yıllarca aynı kıyafet kombinini giymiş ve Einstein da “fikirde özgürlük” diyerek minimalist düşüncenin destekçilerindenmiş.

Şimdiye kadar nesnesel boyutundan bahsettiğimiz Minimalizm aslında nesnesel bağlılıktan çok ruhsal özgürlüğü hedefler. Bu yönden Minimalizm yaşam biçiminize uygun olarak kendinize daha fazla özgürlük yaratmakla ilgili. Yaşamın her alanında yükleri bırakmayı; korkudan, suçluluktan, endişeden ve depresyondan sıyrılmayı ve etrafımızı çevreleyen tüketici kültüründen bağımsızlaşmayı içeriyor.

Gerektiğinde “hayır” diyebilme alışkanlığınız bile hayatınızda önemli bir fark yaratır. Uzun süredir bekleyen ve bir umutla aksiyona dönüşeceğini veya çözüme kavuşacağını beklediğiniz bir konudan tamamen vazgeçmeniz de zihninizi boşaltacağı için minimalist bir eylemdir. Uzun süre bekleme sebebiniz büyük ihtimalle kaybı göze alamamanız veya potansiyel kazancı düşünmenizdir. Oysa ki buradaki kaybın sonucundaki kazanç daha büyüktür. Bunu, dükkanınızın rafında uzun süredir satılmayı bekleyen bir ürünü zararına satarak yeni ve satılabilecek bir ürüne yer açmak gibi düşünebilirsiniz. Sosyal ilişkilerinizi optimize ederek yine zihinsel süreçlerinizi daha iyi duruma getirebilirsiniz. Önemli olan, sahip olunan değerleri amacına uygun yaşamalı ve içinde bulunulan çağa bu şekilde “kendimize göre” ayak uydurmaktır.

Minimalizmin belirli kuralları, sınırları, çerçeveleri ve formülleri yok. Minimalizm yolculuğuna radikal bir değişim yerine küçük adımlarla; düşünme biçiminizi, eylemlerinizi ve alışkanlıklarınızı değiştirerek başlayabilirsiniz. Şu anki durumunuza bakın ve daha anlamlı bir hayat için hareket etmeye başlayın.

Minimalizm’e yakınlaşmak isterken yanlış yapılmaması gereken 2 şey:

1) “Nasıl minimalist olunur?” tarzı kitaplar basıp bunu bir ürüne dönüştürmek isteyenlerden uzak durulmalı.

2) Özellikle yurt dışında açılan “Minimalist Olma Kursu” tarzındaki pazarlara girip minimalizmin özünü bozacak durumlardan kaçınılmalı.

Platon, minimalizmi 2400 yıl kadar önce şu sözü ile çok güzel açıklamış;

“Önemli olan, hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır.”


Like it? Share with your friends!

46

Sanat Felsefesinden Hayat Felsefesine: Minimalizm

log in

reset password

Back to
log in
Choose A Format
Gif
GIF format