Ölmeyen Bir Adam


  

Annesi asker olmasına karşı çıktığı zaman babasının ona emanet ettiği kılıcı göstererek bunun babasının vasiyeti olduğunu söylemişti.  Daha erken yaşlarında pek çok şeyin farkına vardı. Ülkesinin ardı ardına aldığı bozgunlar, günden güne bitap düşen halk, parçalanan toplum… Bir şeyler yapmalıydı.

 Kim diyebilirdi ki Selanik kentinin üç katlı pembe bir evinde doğan okyanus gözlü bir çocuk, kafasındaki düşünceleri ile koca bir cihana meydan okuyacak? Bu çocuğun kesinlikle bir hayali vardı.  Belki de sadece bu ufacık hayalin büyümesi sayesinde geri kalmış bir vatan topyekün yükselecek, karanlığın orta yerinden umut dolu bir gelecek belirecek, hor görülmüş nice canlar bu yanlış dünyaya karşı bir şeylere kalkışacak, sömürülmüş topraklar teker teker prangalarından kurtulup kendi bağımsızlıkları için savaşacaklardı. Atatürk, sadece tek bir millete ait olan bir ışık değildi. O bütün dünyaya yayılacak bir kıvılcımdı. 

Atatürk’e verilen değere dair küçük bir öykü anlatmak istiyoruz: Bazen derin hissiyatlar bir düğmeyle anlatılacak kadar basittir. Peki bir düğme nedir? Düğme hayatımızda önemsiz bir şey. İliklerken bile dikkat etmediğimiz kadar bizden uzak. İlk defa bir düğme hepimizin hayatına önem katmıştı. Geçmişin, bugünün ve geleceğin gidişatına yön veren bir insanı bize hatırlattı: Atatürk…      

 Mustafa Kemal Atatürk’ün sağlık sorunları ölümünden 2 yıl önce başlamıştı. Siroz teşhisi konuldu ve Avrupa’nın uzman doktorları tarafından tedavi uygulanmaya başladı. Hastalığı nedeniyle TBMM’nin açılışına katılamadı. Uygulanan tedaviler işe yaramadı ve 10 Kasım 1938 Perşembe günü sabah saat 09.05’te Dolmabahçe Sarayı’nda hayata gözlerini yumdu. Atatürk’ün vefatı sadece Türkiye’de değil bütün dünyada hüzünle karşılandı. Birçok ülkede bayraklar yarıya indi, bir aylık ulusal yas ilan edildi. Portekiz basınından Arriba, Atatürk’ten şu sözlerle bahsetti: “Atatürk başı dumanlı doruklarda yüce bir dağ tepesidir. Siz ona yaklaştıkça o yükselir ve aranızdaki mesafe sonsuza değin aynı kalır. Devirlerinde büyük gözüken zamanla küçülen benzerlerinden farkı budur ve böyle kalacaktır.”

 Mustafa Kemal Atatürk İstanbul’a veda ediyor. Naaşı Ankara’ya götürülecek. İnsanların gözü yaşlı. Her şeylerini borçlu oldukları adam onları yalnız bırakıyor. Bir devri başlatan adam gözlerini yumarak bir devri kapatıyor. Naaş Karaköy’ den geçerken çıt çıt sesler duyuluyor. Atatürk’ün bayrağa sarılı tabutu birden rengarenk oluyor. İnsanlar kafalarını yukarı kaldırıyor. Yahudiler pencerelerde ağlayarak ceketlerindeki düğmeleri kopartıyorlar. Yahudiler için bu “Ben senden sonra eksiğim.” demek. Tüm dünya senden sonra eksik Atam.

 Bu yıl 81. kez 10 Kasım geçti sen gittiğinden beri. Eskilerin zamanından beri 81 tane kalp sıkışması…  Sabahları sirenlerin yankı zamanından önce hiç bu kadar derin olmamıştı sessizlik. Ardı ardına gelen sesler bu kadar can yakıcı gelmemişti kulağıma. Fikirlerin kudretine olan sonsuz inancım senin eserindir Ali Rıza oğlu Mustafa. Sen yattığın yerde dinlenirken, ben bana öğrettiğin birkaç şeyi tekrarlıyorum sadece: “Dünya zalim gelebilir ve ait olduğum toprağı ezip geçmek isteyenler çıkabilir. Önümde büyüyüp duran açgözlülük bulutundan korkmuyorum. Ben, hikayesi “Korkma!” diye başlayan bir milletin çocuğuyum.”

Bize miras bıraktığın bu güzel vatan için teşekkür ederiz.

Ölmeyen Bir Adam

log in

reset password

Back to
log in
Choose A Format
Gif
GIF format