Modern Heykeltıraş Kuzgun Acar


28 Şubat 1928 yılında Nazmi Acar ve Habeşistan kökenli olduğu sanılan Ayşe Zehra Hanım’ın oğlu olarak dünyaya geldi: Abdulahet Kuzgun Çetin Acar. Ebeveynlerinin nasıl tanıştığına dair kesin bir bilgi olmasa da Kuzgun Acar babasının şatafatlı hayatından uzakta, siyahi bir işçi olan annesiyle birlikte fakirlik içinde büyüdü. Babası onu nüfusuna almayı uzun süre reddetti. Bu sırada hayata tutunmak için farklı işlerde çalışan annesi kendini daha sonradan alkole verecek ve Kuzgun daha akademide öğrenciyken hayatını kaybedecekti.

On iki yaşına geldiğinde amcasının zorlamasıyla babası onu nüfusuna aldı fakat bu onun babası tarafından dışlanmasına engel olmayacaktı. Daha sonra Kuzgun amcasının öğretmen olduğu İstanbul 1. Ticaret Lisesi’ne kayıt oldu. Mezun olduktan sonra babasının yardımıyla ayakkabı bağı imalatına girişse de başarılı olamadı. Hayatının bu sarsıntılı döneminde bilmediği bir yönüyle tanışacak ve heykele merak salacaktı. 1949 yılına geldiğimiz zaman Kuzgun Acar artık İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Heykel bölümünde bir öğrenciydi.

1955 yılında Münire Abduşef ile ilk evliliğini yaptı. Eşinin ailesinin Bostancı’daki evinde ikamet ettikleri yıllarda Kuzgun kendini çalışmalarına verdi. Bu süreç içerisinde pek çok prestijli sıralama kazandı. En önemlisi ise 1962 yılında Paris Genç Sanatçılar Bienali’nden aldığı birincilik oldu. Ödülün yanı sıra, yabancılara ayrılan bir burs ve Paris Modern Sanatlar Müzesi’nde sergi düzenleme şansı da kazanır Kuzgun Acar. Bu şans sayesinde “hayatımın en soluklu boyutu” dediği dönem başlamıştı.

1975 yılında Paris Özgürlük Tiyatrosu’nda oynanan “Kafkas Tebeşir Dairesi” oyununda kullanılan masklar Kuzgun’un orijinal yorumunu içerir. Üç ay boyunca Paris’te kalırken deniz kaplumbağalarının kabuklarından egemen güçlerin giysilerini yaratacak, bit pazarlarında bulduğu savaş artığı araç gereçlerle insanların taşıdığı heykeller yaratacaktı. Bu dönem “Kuzgun’un İkinci Doğuşu” olacaktı.

Son yıllarda, maddi sıkıntılar içerisinde devrimci etkinliklere gönüllü olarak destek verir. Ne zamandır uzak durduğu iki Atatürk heykelini yapma kararını alır. Kuzgun, halk ile iç içe bir Atatürk heykeli hayal eder. 2 Şubat 1976 gecesi atölyesinde bakır bir rölyef üzerinde çalışmaya başlar, sabah onu bulduklarında ise komadadır. 4 Şubat sabahı 48 yaşında beyin kanamasından vefat eder.

“Önce kendi işimde devrimci olmaya uğraşıyorum. Kaçınılmaz bir şey bu. Ben kendi heykelimde bir şey beceremiyorsam bir yeni tat, bir yeni koku, bir yeni inanç koyamıyorsam kime ne söyleyeceğim ki? Önce sevmek gerek… Karşına bir malzeme çıkar, ona sevgiyle yanaştıkça, sokuldukça tanırsın. Tanıdıkça da seversin. Bir kere sevdin mi, gönlünü verdin mi bu malzemeye, nakış da olur, heykel de, mask da.”

Modern Heykeltıraş Kuzgun Acar

log in

reset password

Back to
log in
Choose A Format
Gif
GIF format