Kerimcan Kamal Röportajı


  1. Yazdığınız yazıları okumadığınız duyduk, bunun sebebi nedir? Röportajımızı sonradan okuyacak mısınız?

Yazıları yazarken çok fazla okuyorum, yayınlandıktan sonra okumuyorum. Genelde kendimi seyretmemek gibi de bir huyum var. Tam olarak bilemiyorum sebebini, çoğu insanda vardır bence bu huy. Korku olabilir belki; beğenilmeme korkusu, kendini beğenmeme korkusu, “Keşke şu şekilde yapsaydım!” korkusu. Biz Türklerde genelde böyle bir şey vardır. Onun dışında özel bir durum değil yani.

2. Başar Başaran ile yakın bir arkadaşlığınız var ve yazılarını okumaktan da çok keyif aldığınızı söylüyorsunuz. Bazı programlarda da kıskandığınızı söylemekten de çekinmiyorsunuz. Takdir edilmek kadar takdir etmek de önemlidir. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?

Başar’ın hayatımda çok ayrı bir yeri var. Benden genç nesil bir yayıncı, gazeteci, yazar olarak çok kıymet verdiğim bir isim. Entelektüel anlamda durumu öyle ama onun dışında da özel hayatında da çok sevdiğim bir kardeşim. Açıkçası biz Türkiye’de nedense hep kendi yaptıklarımızla övünmekten hoşlanıyoruz, hep kendimizin övülmesinden hoşlanıyoruz ama takdir etme duygumuz sıfır. Aksine, iyi bir şey yapıldığında hemen onu aşağıya çekip değersizleştirme çabamız var. Ben çok iyiydim, çok şeyler başardım, çok şeyler yaptım anlamında söylemiyorum ama ben de bunlara uğrayanlardan birisiyim. O yüzden her zaman başarıyı takdir etmeye çalışıyorum, bunu dile getirmeye çalışıyorum. Başarılı insanları sadece kariyer anlamında değil; iyi bir şey yapmış, herhangi bir topluma faydası olmuş kişilerin yüzüne de söylemekten ve arkasından da dile getirmekten zevk alıyorum. Umarım onlar da duyuyorlardır, mutlu oluyorlardır. Çünkü motivasyon yapılan her işte çok önemli. “İyisin.” demekten daha güzel bir şey yok ki insana. İyiliği saçarsınız, döner size gelir bir gün. Karma.

3. Tarih bilginiz ve tarihe olan ilginiz nereden geliyor, nelerden besleniyorsunuz?

Açıkçası tarihi çok önemsiyorum. Şundan dolayı çok önemsiyorum; her türlü tarihi yani sadece ülke tarihi, Avrupa tarihi değil; geçmişte, tarihte neler olduğunu bilirseniz bugünün durumlarını daha kolay yorumlayabilirsiniz. Çünkü bugün gösterilen uluslararası tavırların temeli tarihte yatar. Bugün başımıza gelen pek çok hadisenin temeli aslında tarihtedir. Hem bugünü anlamak için çok değer veriyorum tarih bilimine, hem de onun dışında benim için film izlemek gibi. Muhteşem şeyler yaşanmış, muhteşem insanlar var. Onları okurken keyif alıyorum. Kahramanlıklar var, sıradan insanların tarihleri var. Dolayısıyla benim okumaktan en çok keyif aldığım şey tarih daha doğrusu yegâne okuduğum şey tarih diyebilirim.

4. Tarihe olan ilginizi ve bilginizi ayrıca sosyal medyadan da görüyoruz. Kafa dergisinde böyle bir konsept oluşturmayı düşünür müsünüz?

Kafa dergisinin çok güzel bir tarih dergisi var zaten. Bizim Candaş(Candaş Tolga) bu işlerde çok maharetli. “Tarih Dergi“ diye çok güzel bir dergi çıkarıyorlar. Başında çok değerli insanlar var. İlber Ortaylı hocamız gibi çok değerli danışmanları var. Kafa dergisinde tarihle ilgili bir köşe yapılmaya kalkılsa herhalde en son gelecek kişilerden biri benim olmam lazım, İlber Hoca yazıyor çünkü Kafa’da. Dolayısıyla eğer öyle bir şey olursa muhakkak yaparım ama tarihçi olmadığım için, sadece okumaktan zevk aldığım için benim haddime olmaz herhalde.

5. En büyük kaygı veya korkunuz nedir?

Her zaman en büyük kaygım yakınlarıma zarar gelmesi olmuştur. Uzun dönem kaygılarla da yaşadım. Bu kaygılarımı tedavi etmeye çalışıyorum kendi içimde. Çünkü kaygıyla yaşadıkça insan kaygı üretiyor ve bunun bir sonu yok. Oysa yeni moda olan “an’da kalmak“ vs. gibi felsefeler üstünde insanın daha çok düşünmesi lazım. Popüler felsefelerden bahsetmeyeyim ama kaygı üretmeden bugünü yaşamaya çalışarak ve hayatı olduğu gibi kabul etmeye çalışarak yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum diyeyim.

6. Programlı yaşayan bir insan mısınız? İş hayatı-özel hayat-sosyal hayat dengesini kurmada planlı oluşunuzun yanında bunları dengede tutmanızı sağlayacak bir motivasyon kaynağınız var mı?

Hayır değilim. Hiçbir plan yapamam, hiçbir planım da tutmaz. Hiç uçak bileti almam. Her şeyi Doğa(Doğa Rutkay Kamal) yapar. Hiç tatile gitmem, Doğa götürür. Hiçbir planım yoktur hayatta. Hiçbir dengem de yoktur. Her şeyi Doğa yapıyor. Ben hiçbir şey yapmıyorum. “Tatile gidiyoruz bilet aldım.” diyor, “Tamam.” diyorum. Ben plan yapmakta beceriksiz bir insanım. Hatta alınan uçak biletlerini bile kaçırıyorum.

7. Sorularımızı, sosyal medya ve televizyondan tanıdığımız “siz” den yola çıkarak hazırladık. Bizim göremediğimiz bir Kerimcan Kamal yönü var mı?

Aslında gayet sıradan, normal bir insanım. Öyle bilinmedik, enteresan yönlerim yok. İyi bir insanım. Bu kadar. İyi bir insan olmaya çalışıyorum. Benden sonra da iyi bir insandı derlerse benim için yeterli olur herhalde.

8. Bugüne kadar yaptığınız işlerden herhangi biri çocukluk hayaliniz miydi?

Evet, oyunculuk. Biz küçükken bir tek TRT vardı. Pazar günleri film olurdu. Bizim seyrettiğimiz filmlerse; Cary Grant, Dean Martin, Frank Sinatra, Will Martin… Tabii o zamanların artistleri, hayrandık. Buradan bakınca baya yaşlanmış gibi gözüküyorum ama o zaman televizyon öyleydi yani ve ben de çok severdim oyunculuğu, aktörlüğü. Tesadüf o ki şimdiki eşim aktör, kayınpederim Türkiye’nin en önemli aktörlerinden ve yönetmenlerinden birisi. Onların arasında bu hayalimi bir yandan onlarla birlikte olarak yaşamaktan çok mutluyum.


Like it? Share with your friends!

22

Kerimcan Kamal Röportajı

log in

reset password

Back to
log in
Choose A Format
Gif
GIF format