İtalya’da Bir Türk Köyü: Moeana


İtalya-Avusturya sınırında Alp Dağlarının en ücra köşesinde bulunan, İtalyanların yaşadığı fakat Türk geleneklerinin sürdüğü köyün öyküsü bundan tam 336 sene öncesine dayanır. II.Viyana kuşatması sırasında bir Türk askeri olan Hasan’ın Sadrazam Paşa’ya söylediği cesur sözler ile başlar her şey. Akranlarına göre daha iri yarı ve mücadeleci kişiliğe sahip olan Hasan, yeniçeriler arasında avcı ve yırtıcı bir kuş ismi olan Balaban lakabıyla anılır. Balaban Merzifonlu Kara Mustafa zamanında yaşayan önemli başarılara imza atmış bir Osmanlı İstihbarat Subayı’dır. Birden fazla dil bilen Balaban istihbarat toplamak için çoğunlukla rahip kılığına girerek ajanlık yapardı. II.Viyana kuşatması sırasında dönemin sadrazamı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Balaban’dan Viyana’da bulunan on iki Türk ajanından haber alınamadığı için oraya gidip neler olup bittiğini öğrenmesini ister. Sadrazamın istediği Kanuni’nin fethedemediği Viyana’yı kuşatılmasıydı. Fakat Balaban onunla aynı fikirde değildi. Ölümü bile göze alarak Sadrazamın karşısına çıktı ve şu sözleri söyledi : “Paşam ,şuan ki hal ve şartlar kaleye hemen taarruzu gerekli kılmaktadır. Ok yaydan çıkmıştır bir kere ,izin verin hedefini bulsun .Omzunuza konan zafer kuşunu göremiyorsunuz. Yüz binlerce askerin ve bir o kadar da şehidin beklediği zaferi murdar etme hakkına sahip değilsiniz. Son olarak demem o ki hemen hücuma geçmezseniz Allah sizi affetse bile şehitler affetmeyecektir .” Bu sözlere çok sinirlenen Sadrazam Paşa Yeniçeri Ağası’na Balaban’ın kellesini alma emrini vermiştir. Fakat Yeniçeri Ağas’ıbu konuda Balaban’la aynı fikirlere sahiptir. Bu yüzden  köyden kaçıp kendisini kurtarmasına yardımcı olur. Köyden kaçan Balaban düşman saldırısına uğrar ve büyük darbe alır. Moeana’lıMariana ve kardeşi dağda kuzularını otlatırken yaralı olan Balaban’ı görürler ve köylüye haber verip onu hep beraber köye götürürler. Köylü Balaban’ın iyileşmesi için uğraşır. Balaban kendine geldiğin de  köy halkı bütün olup biteni anlatır. Köy halkının ona davranış biçimlerini, sevgi dolu hallerini gören Balaban gidecek yeri olmadığını hatırlayıp bu köyde kalmaya karar verir. Balaban İtalyanca bildiğinden dolayı köylüyle rahatça anlaşabilmektedir. Zaman geçtikçe köy halkı onu ve onun kültürlerini çok benimserler ve ona El Turco ismini verirler, böylelikle İtalyan köyünde Türk kültürünün izleri yavaş yavaş taşınmaya başlanmış olur. Huzurlu bir hayat süren köy bir gün  Alman derebeylerinin köyü yağmalamasıyla karşı karşıya kalırlar. Özgürlükçü bir kişiliğe sahip olan Balaban buna dayanamaz bunun üzerine köy halkına özgürlük ve kahramanlık kavramlarını benimsetir. Köy halkına ok ve yay tutmayı ,ateşli silah kullanmayı savaş teknikleri ile ilgili  bütün bildiklerini öğreterek köyü mücadeleye hazırlar. Almanlar bu sefer geldiklerin de istediklerimanzarayla karşılaşamazlar ve yenilgiye uğrarlar. ElTurco sayesinde özgürlüğe kavuşan halk ona minnettarlık duyar ve bu yüzden onun izlerini köy de yaşatmak için o günden sonra Moena köyü La Turchia ya da Rione Turchia olarak adlandırırlar. Bütün olaylardan sonra El Turco kendisini kurtaran Marian’a ile evlenir ve ömürlerinin sonuna kadar o köyde yaşarlar.                                              

NOT: Her yıl ağustos ayında El Turco’yu anmak adına festival tarzın da törenler düzenlenir(Festa de Turchia). Günümüz de bu festival zamanında bütün köy Türk bayraklarıyla süslenip sokaklar da yeniçeri kıyafetleriyle gezinilip El Turco’yu anma töreni gerçekleştirilir.          


Like it? Share with your friends!

11

İtalya’da Bir Türk Köyü: Moeana

log in

reset password

Back to
log in
Choose A Format
Gif
GIF format