Dünyanın En Eski Sağlık Sistemi: Ayurveda


Ayurveda veya Ayurvedik tıp, temelleri Hindistan’ın Vedik kültürüne dayanan 5.000’den bu yana dünyada uygulanan antik bütünsel sağlık sistemidir. “Ayur” hayat veya hayat ilkesi anlamına, “veda” ise “bilgi” anlamına gelir. Bundan dolayı aslında Ayurveda saf yaşam bilgisi kavramını temsil etmektedir. Akıl, ruh ve bedeni bir arada değerlendiren bu yaşam biçimi, bu üç kavramı birbirlerinden ayırmadan aynı kefede dengede tutmayı amaçlar. Ayurveda’da en önemli konulardan bir tanesi sindirimdir. İyi bir sağlık için sindirimin çok iyi olması gerekir.

Vücudumuza gün içesinde aldığımız her bir besinin doğru sindirilmesi için görev yapan çok önemli bir ‘’agni’’ ateşimiz vardır. Doğduğumuz andan itibaren ölümümüze kadar bizimle olan agni ateşi, kutsal ateş anlamına gelir. Agni aynı zamanda sindirimimizi düzenlediği gibi metabolizma hızımızı da düzenler. Ayurveda’ya göre agni ateşimiz çok yüksekse son derece sinirli ve gergin bir ruh halinde oluruz. Eğer agni ateşimiz çok zayıf ve düşükse depresyona neden olabilir. Agni ateşinin vücut tiplerimize göre dengeli olması gerekir. Vücudumuzda da yine bunu beslenme ile dengelemek mümkündür.

Ayurveda mutlaka zamanında çıkan ve taze olan besinlerin tüketilmesini; işlem görmüş, rafine edilmiş besinlerden de uzak durmamızı önerir. Aynı zamanda bayat yiyecekleri de yani buzdolabında bekletilmiş, dondurulmuş gıdaları da tükenmemizi önerir. Alkol, soğan, sarımsak ve et gibi yiyecekler de ayurvedik beslenme şekline göre tamasik yani bayat yiyeceklerdir. ‘’Tamasik’’ kelimesi tamas kökünden gelir. Tamas ölüm, karanlık anlamına gelirken aynı zamanda tanrılardan Shiva (Şiva) ile bağdaştırılır. Shiva Hint kültüründe yıkımın sembolü olduğundan dolayı tamasik yiyeceklerin tüketilmemesi gerekir.

Ayurveda’nın kollarından bir tanesi de ‘’sneha’’ yani yağ. Yağ aslında bu yaşam biçiminde aşk anlamına gelmektedir. Vücudumuzu düzenli olarak masajla yağlamamız gerektiğini söyler. Bunun nedenlerinden biri masaj yaparken vücudumuzdaki sinir noktalarını harekete geçiriyor oluşumuzdur. Bu yağların vücuttan içeri girmesi sadece deri yoluyla yani masaj ile değil aynı zamanda da yediğimiz besinler aracılıyla da gerçekleşebilir. Ayurveda aslında en fazla ‘’ghee’’ yani saf yağ almamızı öneriyor. Ghee ile tükettiğimiz besinlerin vücudumuza çok daha faydalı olacağını, vitaminlerin daha kolay sindirilebileceğini söylüyor. Ghee’ye dair ilginç bilgilerden biri Antik dönemlerde Hindistan’da nesilden nesile aktarılan en önemli objelerden bir tanesinin küçük ghee küpleri olmasıdır. Aileler çocuklarına, torunlarına bu ghee küplerini aktarırlarmış çünkü bunun onlara sağlık getireceğine inanırlarmış.

Ayurveda’da elbette Ayurvedik doktorlar var. Antik dönemlerde bunlara Ayurvedik doktorlar deniliyordu fakat bu ismi almaları oldukça zordu. Çok uzun süren eğitimler almaları gerekiyordu. M.Ö 700’de Çin’den çok sayıda Ayurvedik doktor adayları geliyordu. Bu adaylar çok uzun bir eğitimden sonra sınava tabi tutuluyorlardı. Sınavdan başarılı olup bu unvanı alabilen doktorların oranının %20 olduğu tahmin ediliyor. Ne kadar zor olduğunun bir göstergesi aslında bu yüzde. Daha sonra Hipokrat yeminine benzeyen bir yemin ediyorlardı. Bu yemin şöyleydi ‘’Fakir bir insanı tedavi etmek için para istemek yerine kızgın demirle yanmayı veya yılan zehrinin yan etkileriyle yaşamayı tercih ederim.’’


Like it? Share with your friends!

14

Dünyanın En Eski Sağlık Sistemi: Ayurveda

log in

reset password

Back to
log in
Choose A Format
Gif
GIF format