Carl Sagan


 Carl Edward Sagan, 9 Kasım 1934’te Brooklyn’de dünyaya geldi. Ailesi Musevi’ydi. Babası bir terzi, annesi ise bir ev kadınıydı. 1955’te Chicago Üniversitesi’nden mezun oldu, gelecek yıl fizik üzerinde yüksek lisans derecesi aldı ve 1960’ta astronomi ve astrofizik üzerine doktora yaptı. Üniversite öğrencisi olduğu süreç boyunca genetik bilimci H.J. Muller’inyanında çalıştı. 1968 yılında Cornell Üniversitesi’ne geçene kadar Harvard’da öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1971’de Cornell Üniversitesi’nde profesör oldu ve bir laboratuvarın başına geçti. 12 yıl boyunca Icarus dergisinin editörlüğünü yaptı. “Cosmos: A Personal Voyage” adlı belgeseli ile dünya üzerinde pek çok insanın kalbine taht kurdu. “Contact(mesaj)” adlı romanı ile uzay dışı akıllı varlıklara karşı ilgisini gözler önüne serer. Aynı isimdeki 1997 yapımı film ise küresel çapta bir bilim kurgu filmi olmayı başarmıştır.

 İnsan ırkı uzayın karanlıklarını keşfetmek için büyük adımlar atarken Sagan da oradaydı. Güneş Sistemi’nin keşfi için gerçekleştirilen pek çok insansız uzay görevini yönetti. Daha sonra Güneş sistemini terk eden uzay araçlarının üzerine bütün evren dillerince anlaşılabilecek bir mesaj koyma fikrini ortaya attı. Bu mesaj matematik ile oluşturulacak ve üstünde mesajın nasıl çalıştırılacağına dair talimatlar içerecekti. Böylelikle Pioneer 10 üzerine konulan altın plaka bu mesajların ilki oldu. Voyager uzay sondalarında ise mesaj daha derinleştirildi ve detaylandırıldı.

 Carl Sagan, dünya dışı akıllı varlıkların araştırılması için öncülük eden önemli bir isimdi. İnsanları uzaydan gelen sinyalleri dinlemek için devasa radyo teleskopları kullanmaya sevk etti.  Satürn’ün uydusu Titan ve Jüpiter’in uydusu Europa’nınokyanuslara ev sahipliği yaptığı hipotezini ilk ortaya atanlardan biridir. Bu da potansiyel bir yaşanabilir habitat olduğuna dair umut göstermektedir. Daha sonraları Europa’nın buz altı okyanusları Galileo uzay aracı ile kanıtlanmıştır. Ayrıca Venüs’ü kasıp kavuran ve yaşamın imkânsız hale gelmesine neden olan küresel ısınmanın Dünya için de bir tehdit oluşturduğunu fark etmiştir.

 Bunun yanında Sagan, uzaya dair ne kadar büyük umutlar taşısa da insanlığa dair endişeler de taşıyordu. Nükleer savaşların patlak vermesi ve iklim olaylarının bozulması ile ortaya çıkabilecek senaryoları da düşünüyordu ve bunlara olabildiğince karşı koyuyordu. Yazar Ann Druyan ile evlenmesinden sonra ise politik kişiliği daha çok su üstüne çıktı. Savaştaki silah gücüyle ekolojik bir felaketin çıkacağını savunuyordu. “Drake Denklemi”nr göre evrende Dünya dışı pek çok uygarlık vardı. Fermi Paradoksu ise buna karşıt olarak başka uygarlıkların varlığının yüksek ihtimali ile bu uygarlıklara dair hiçbir kanıtın olmamasına dikkat çekiyordus. Bu fikirden yola çıkarak Sagan, teknolojik uygarlıkların kendilerini yok etme olasılıklarının diğerlerine göre daha fazla olduğunu düşünüyordu.

 Her şeyin ötesinde astrobiyolojiye yol gösteren ve bilime ışık tutan birisiydi o. Bilimin doğruluğunu her daim savunarak mücadele etti. Sayısız başarı gösterdi ve insanın şu ufacık dünyasına dair pek çok hikâye anlattı. Soluk mavi bir noktaya tıkılıp kalmış bir insanlıktık biz. 20 Aralık 1996 tarihine gelindiğinde bir tür kemik iliği hastalığı olan myelodysplasia yüzünden Carl Sagan’ı kaybettik.

Dünya, dev bir evrensel arenada yer alan çok küçük bir sahnedir. Bütün o komutan ve imparatorların akıttıkları kan göllerini düşünün… Şan ve şöhret içerisinde, bu noktanın küçük bir parçasında kısa bir süre için efendi olabildiler. Bu noktanın bir köşesinde yaşayanların, başka bir köşesinde yaşayan ve kendilerinden zar zor ayırt edilebilen diğerleri üzerinde uyguladıkları zulmü düşünün… Anlaşmazlıkları ne kadar sık, birbirlerini öldürmeye ne kadar istekliler, nefretleri ne kadar yoğun!”


Like it? Share with your friends!

18

Carl Sagan

log in

reset password

Back to
log in
Choose A Format
Gif
GIF format