Bu Hafta #NeYapsak?


Kafe – Akali

Bu hafta alışılmışın dışında bir burger yiyelim diyorsanız ilk durak Akali! Akali, Beşiktaş Maçka’da yer alan küçük bir işletme olmasına karşın günün her saatinde dolu olan bir burger mekanıdır. Kendilerine ait değişik tatların birleşmesiyle ortaya çıkardıkları leziz sosların arasından damak zevkinize göre kendini hamburgerinizi kendiniz oluşturuyorsunuz. Bir tavsiyede bulunmamız gerekirse “Truffalgar ve Fıstık Creole” soslu burger ile yanında baharatlı çıtır patatesleri sizi Akali’ye bağlayacak bir ikili diyebiliriz. Mekanın sadece leziz yemeklerinden değil güler yüzlü karşılama ve hizmetten dolayı da ilginizi çekeceğine eminiz. Yolunuz Maçka’ya düşerse Akali’ye uğramadan dönmeyin deriz.

Kitap – 1984

George Orwell’ın en zor şartlarda yazdığı kitabıydı 1984. Tüberküloz hastalığı sırasında üvey oğlu ve kız kardeşiyle kalırken hastanelerde kendini zorlayarak yazmıştı kitabı. Adını ise 1948’de kitabı bitirip son iki hanesini değiştirerek bulmuştu. Gelelim kitabın içeriğine: 3. Dünya Savaşı sonunda dünya üçe ayrılıyor; Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya. Ana karakterimiz Smith, Okyanusya’da Gerçeklik Bakanlığı’nda çalışıyor. Bu bakanlıkta sürekli eski söylemi silerek yeni söyleme ait sözlükler basılıyor. Örneğin; özgürlük kelimesi kaldırılarak insanların özgürlüğü düşünmesi akıllarından çıkartılıyor. Her zaman ekranlardan izlenen insanlar devlete karşı düşüncelerinde suçlu bulunuyor. Sistemin acımasızlığı bizi kitapta sürüklüyor. Kitap; ilahi bakış açısı, sade dili ve akıcılığıyla mutlaka okunması gereken klasik kitaplardan biri halini alıyor.

Dizi – Fleabag

Fleabag, komedinin bir alt dalı olan dramedi türü diyebileceğimiz, başrolünde ise hem yazan hem oynayan Phoebe Waller-Bridge’in yer aldığı bir dizidir.  Dizimiz Londra’da yaşayan, ailesiyle tuhaf ilişkisi olan, beş parasız, beraber küçük bir kafe işlettiği en yakın arkadaşını ise bir kazada kaybettikten sonra yalnız kalan bir kadının hikayesini anlatıyor. Ayrıca dizide “dördüncü duvar” dediğimiz sahne sırasında bir anda kameraya dönüp seyirciyle konuşma olayı karakter tarafından çok güzel işlenmiş ve diziyi özel kılmış. Olaylar izlerken oldukça gerçekçi geliyor çünkü Fleabag’in hayatı kusurlu, sorunlar bol  ve mükemmellikten çok uzakta. Bu arıza kadının hayatını izlemek oldukça keyifli ve bazen de  bir o kadar buruk bırakıyor. Biz bir şans verin deriz!

Sergi – Lütfi Özkok: Portreler

İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi, Türkiye’den çıkan en tanınmış portre fotoğrafçılarından biri olan Lütfi Özkök’un hayatını geçirdiği Stockholm’daki arşivinden derlenen bir portre seçkisine ev sahipliği yapıyor. Tesadüflerle dolu bir yaşam öyküsüne sahip olan sanatçının Stockholm ve İstanbul çevrelerinde edindiği tanışıklıklar ile arşivine eklediği fotoğraflarda 50’lerden 90’lara kadar olan dönemde sanat ve edebiyatın önemli isimlerini hatırlıyoruz. Beckett’ın belki de en çok kullanılan pozlarından birinin de yer aldığı sergiyi 3 Mayıs’a kadar ziyaret edebilirsiniz.

Film – Wind River

Başrollerini “Yenilmezler” ekibinin Hawkeye’ı Jeremy Renner ve Scarlet Witch’i Elizabeth Olsen’ın üstlendiği gizem/gerilim filminin yönetmen koltuğunda Taylor Sheridan oturuyor. Filmin senaryosu da yönetmenin kaleminden çıkma. Film, geçmişiyle sorunları olan kıdemli, yerel bir avcı olan Cory Lambert’in ıssız bir Kızılderili bölgesinde aslan avına çıktığı zaman karların arasında ölü bir kadını bulmasıyla başlar. Kadın cesedinin bulunması üzerine kadının ölüm nedenin araştırılması için FBI ajanı olan Jane Banner görevlendirilir. Otopsi sonucu kadının taciz edildiğine ve zorbalık gördüğüne dair bulgular ortaya çıkmıştır. Yeni FBI ajanı olan Jane Banner’in bu cinayeti çözmek için avcılık ve iz sürmede yetenekli olan Cory Lambert’ın yardımına ihtiyacı vardır. Öldürülen genç kızın olayının Cory Lambert için farklı bir anlamı vardır. Zamanında kendi kızı da öldürülmüş ve katili bulunamamıştı. Öldürülen genç kızın cinayetinin öcünü alabilmek için yola çıkan ikilinin çıktıkları bu yol birbiri ardına gizemlerle ve sırlarla örülmüş bir yol olarak önlerine uzanıyor.

Tiyatro – “Nora” Bir Bebek Evi

“A Doll’s House” bizim ülkemizde ise “Nora” Bir Bebek Evi ismiyle oynanan yazarı ise Henrik Ibsen olan güzel oyundan bahsedelim. 135 dakika 2 perdeden oluşan ve
Berna Adıgüzel, Cengiz Tangör, Hakan Arlı gibi oyuncuların oynadığı bu oyunun konusu gerçek bir aşk üzerine kurulmayan bir birlikteliğin ve kişisel olarak kadının olmadığı bir yuvaya neler olabileceğini anlatıyor. Maddi sıkıntılar içinde bireylerdeki değişimler, insanlığın ne boyutta yok olduğunu gösteren bu oyun hayatın tamda içinden olan konusu ile insanı kendisini resmen soluksuz bir şekilde izlettiriyor. İlk defa 1879’ da Danimarka’da Kraliyet Tiyatrosunda sahnelenmiş bu oyun, 26 ve 27 şubat tarihinde Fatih Reşat Nuri sahnesinde olacaktır. Tüm tiyatro severlere iyi seyirler!

Konser – Charlie Cunningham

Dünyanın önemli alternatif müzik sanatçılarından biri olan Charlie Cunningham ilk Türkiye konserini vermek için İstanbul’a geliyor. 22 Şubat Cuma ve 23 Şubat Cumartesi, iki gece üst üste Salon İKSV’de gerçekleşecek bu konserde siz de yerinizi kapın. Kendine has sesi ve etkileyici gitar performansıyla Cunningham, size unutamayacağınız bir deneyim yaşatacak. İyi eğlenceler!


Like it? Share with your friends!

11

Bu Hafta #NeYapsak?

log in

reset password

Back to
log in
Choose A Format
Gif
GIF format