Bu Hafta #NeYapsak?


Kafe – Çikolata Kahve

Şehrin koşuşturmasından yorulup kafa mı dinlemek istiyorsunuz ? O zaman bu haftaki mekanımız İstanbul’un en eski mekanlarından olan Çikolata Kahve. Çengelköy’de, denizin bir sokak arkasında bulunan mekan size İstanbul’un ruhunu hissettiren dizayna ve içtenliğe sahip. İçeriye girdiğinizde müthiş çikolata ve kahve kokusu ile mest olabilirsiniz. Kafenin adından da belli olduğu üzere menünün en gözdesi çikolatalı kahve. Türk kahvesi ile çikolatanın birleşimiyle ortaya çıkan kış günlerinde içinizi ısıtacak sıcak bir içecek. Müthiş manzaranın keyfini çıkartırken kahvenizi yudumlamanızı şiddetle tavsiye ederiz, şimdiden afiyet olsun.

Kitap – Beyoğlu’nun En Güzel Abisi

Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet… Tarlabaşı’nın arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi… Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların ortaya çıkardığı utanç verici bir gerçek. Gururlarının kurbanı olmuş erkekler, onların hayatlarını yaşamak zorunda olan kadınlar. Bu cinayetler yatağında, bu kötülükler bahçesinde, bu insan eti satılan can pazarında masumiyetini korumaya çalışan bir adam. Bir zamanlar İstanbul’un en gözde yeri olan Beyoğlu’nun hazin hikayesi. Karanlık, soğuk havayla iyice ağırlaşan bir karanlık… Uzaklardan şarkılar geliyor kulağına; neşeli kadın çığlıkları, ayarını yitirmiş sarhoş naraları… Umurunda değil. Hepsinden sıyrılmış. Nereye gittiğini bilmeden yürüyor. Kıskançlık denen o canavar, çelikten pençesine almış yüreğini, sürekli sıkıyor. “Kadınlar,” diyor bir ses zihninin derinliklerinden. “Kadınlar, onlarla oynayamazsın. Oynadığını zannedersin ama bir de bakmışsın, asıl oyuncak sen olmuşsun.” Hayatına giren kadınların yüzleri beliriyor sokağın zemininde. Birer birer düşüyor görüntüleri ayaklarının dibine. “Kadınlar,” diyor o ses yine, “Kadınlardan asla kurtulamazsın, hayaletleri hayatın boyunca seni takip eder.”

Film – Star Wars: Skywalker’ın Yükselişi

Star Wars: Skywalker’ın Yükselişi: bir jenerasyonun sonu olarak nitelendirilen serinin finali. 1977’de yayınlanan ilk filmden 2017’de yayınlanan 8. filme kadar her karaktere ait parçalar gördüğümüz nostalji dolu, duygusal, aksiyonlu, gizemli ve bir o kadar merak uyandıran bir final filmi. Palpatine ve Kylo Ren’in buluşmasıyla başlayan film baş karakterimiz Rey’in Sith gücünde bir dengesizlik hissetmesi ve bunun için arayışa çıkıp kendi ailesine dair büyük sırları öğrenmesine yol açıyor. Rey’in savaşa son vermeyi istemesi ve başına buyruk hareketleri birçok defa Kylo Ren ile karşılaşmasına neden oluyor. Rey ve Kylo Ren’in iç içe geçen hikayesi büyük sürprizlerle beraber çözülüyor. Palpatine’in kahkahasının bile heyecan uyandırdığı, 1977’de filmde rol alan karakterleri tekrar izlediğimiz, ışın kılıcı seslerinin kulaklarımızda çınladığı ve birçok duygusal veda yaşadığımız filmde 155 dakika boyunca her anı doruklarda yaşayacaksınız. Bu hafta “Ne Yapsak?” diye düşünüyorsanız daha şimdiden Oscar’da “En İyi Görsel Efektler” dalında aday olan Star Wars 9 sizi sinemalarda bekliyor. Güç sizinle olsun, iyi seyirler!

Dizi – The Witcher

Bu haftaki dizimiz fantastik bir diyardan kopup geliyor. Kitapseverler için hem kitaplardan; oyun tutkunları için ise oyun serisinden gelen bu diziye Netflix ev sahipliği yapıyor. The Witcher konuya direkt girerek bir nehirdeki “mutant örümcek”le olan dövüş sahnesiyle açılıyor. Karakterler ve hikaye bölümler arasında yavaş yavaş oturmaya başlıyor. Witcher’ler aslında büyü yapabilen paralı askerler. Gümüş kılıcıyla canavarları, korkunç yaratıkları öldürürken; demir kılıcıyla insan avlayan bir topluluk. Bu hikayede Geralt adı verilen Witcher’in hikayesini izliyoruz. Vahşet ve cinselliğin oldukça net olduğu film, oyun ve kitabı yumuşatmadan izleyicilere aktarıyor. Etkileyici müzikleri ve oldukça havalı kılıç dövüşleriyle göz dolduran film eleştirmenlerden tam not almayı başardı. Henry Cavill’in karaktere tam oturan oyunculuğuna kendinizi kaptırıp gitmenizi ve “Bu hafta ne yapsak?” sorusunu sormadan diziyi izlemenizi tavsiye ederiz. İyi seyirler!

Sergi – Hafıza Odası

Ünlü görsel sanatçımız Ahmet Güneştekinin nesneler üzerinden hafızanın doğasına baktığı kişisel sergisi “Hafıza Odası” 6 Aralık’ta Pilevneli Project sunumuyla sergilenmeye başlandı. Pilevneli Mecidiyeköy’de açılan sergi, sanatçının farklı sanatsal disiplinlerle etkileşim içinde çalıştığı işlerini bir araya getirerek materyalleri yorumlama çeşitliliğine ve sergileme pratiğine gösteriyor. Hafıza Odası’nda sanatçının anıları çağrıştıran nesnelerle çalıştığı ve dil ile düşünüş tarzları arasındaki bağlantıyı kullandığı görülüyor ve sergi, sanatçının nesnelerle oynama biçimleri üzerine odaklanıyor. Nesnelerin ve mekanların sosyal ve duygusal ilişki ağlarının unsurları olduğunu gösteriyor ve tüm deneyimleri bulunduran bir derinliğe sahip oldukları konusunda bir tartışma başlatmayı amaçlıyor ve eşyanın ve mekanın sadece bir nesne, bir yer olmalarının dışındaki bu boyutlar güçlü bir şekilde karşımıza çıkıyor. Sanatçı dil ve düşünüş biçimleri arasındaki ilişkiden yola çıktığı işlerinde ise hareketli görüntünün olanaklarını kullanıyor. Biz, kendisine hayran bıraktıran bu sergiyi gezerken birçok duyguyu birlikte yaşadık ve sizin de 26 Ocak’a kadar sergilenecek olan bu sergiyi gezmenizi gönülden tavsiye ederiz. Şimdiden keyifli gezmeler dileriz.

Tiyatro – Bir Delinin Hatıra Defteri

Nikolay Gogol’un en sevilen öykülerinden olan 1842 yılında yazılmış “Bir Delinin Hatıra Defteri”, 1965 yılında sahneye uyarlanmış ve ülkemizde ilk tek kişilik oyun olarak Genco Erkal tarafından Ankara Sanat Tiyatrosu’nda oynanmıştı. Yıllar boyunca sanatçı aynı eseri üç kez, üç değişik yorumla sahneledi. Şimdiki yapım oyunun 50. yıl kutlaması olarak gündeme geliyor. Oyunda takıntıları olan bir devlet memurunun gündelik yaşantısı ve iş hayatının dışında sosyal sınıf olarak kendisine zıt, soylu bir ailenin kızına aşık olması ve aşkını karşılıklı sanması üzerine gelişen olaylar yer yer mizahi ama yoğun olarak dramatik bir şekilde anlatılıyor. Oyunu izlerken Genco Erkal’ın oyunu yaşayıp size de yaşattığını fark edeceksiniz. Usta’nın en güzel şekilde oyunu taşıması şüphesiz mest edici. Sahne kapandığında ise 1842 yılında yazılıp 2000’li yıllarda hala benzer durumları yaşıyor olmamız, eserin bir başyapıt olduğunu bize tekrar gösteriyor.

Konser – Cem Adrian

Kendine has tarzı ve müziğiyle, kendini sadece “özgün bir müzisyen” olarak tanımlayan Cem Adrian, bu hafta Hayal Kahvesi Bahçeşehir’de sahne alacak. Finallerin de bitmesiyle Cem Adrian’ın son albümü “Hatıra Notları” ile dönemin bitişini kutlayabilirsiniz. Eğer İstanbul’daysanız sakın kaçırmayın deriz! Şimdiden keyifli anlar dileriz.

Bu Hafta #NeYapsak?

log in

reset password

Back to
log in
Choose A Format
Gif
GIF format