UFAK TEFEK EDEBİYAT #39: Tutamıyorum Zamanı


Zaman kavramının boyut değiştirdiği ya da herkesin bir koşturmaca içinde olduğu bu dönemde eminim ki herkesin içinde ara sıra eski yılların özlemi beliriyordur. Hani şu sokakta bağıra çağıra oynadığımız, hava kararınca annemizden biraz daha oynamak için izin aldığımız günler…

Hepimizin büyüdüğünü fark ettiği ve bir durup düşündüğü anlar olmuştur. Belki evin koridorundan geçerken annenizin çerçevelediği fotoğraflara dalmıştır gözünüz, belki de eskilerden bir oyuncağınıza rastlamışsınızdır. Kim bilir? Hayatın büyüdükçe getirdiği zorlukların içinde boğulurken çocukluğunuzu düşünüp bir iki fotoğrafa bakmak bizi hem duygulandıracak hem de hayatın stresini ve yorgunluğunu alacaktır.

Uzakların aslında uzak olmadığını fark etmek, eskiden lambaya yetişmek için tabure kullanırken artık hiç zorlanmadan yetişebiliyor olmak, her şeye daha az hayret etmek, tahammül sınırınızın çizgisinin gitgide kısalması, geç yatma lüksüne kavuşmak, aileniz olmadan dışarı çıkabilmek, dünyanın küçülmesi bir bakıma… Tanıdık geldi mi tüm bunlar? Takdim edeyim, küçükken hep istediğimiz ve bize erişilmez gelen ‘’büyümek’’ kavramının artık elimizde olduğunun ufak kanıtları.

Çok istedik ve büyüdük sonunda. Özgürüz, evet. Bedenlerimiz özgür fakat artık zihinlerimiz tutsak. Küçükken olduğu gibi uçsuz bucaksız hayallere dalabiliyor değiliz neticede. Her şey tozpembe olamıyor. Şimdi sorsanız çocukluğunuza dönmek ister misiniz diye, herkesin aklında dertsiz günlerine geri dönebilme isteği belirir. Sahi, haksız da değiliz. Kim istemez ki zamanı ucundan tutup bir heves koşa koşa dondurma yemeye gittiği eski, güzel günlere dönmeyi ve hatıraları yad etmeyi. Ne yazık ki tutamıyoruz zamanı.

UFAK TEFEK EDEBİYAT #39: Tutamıyorum Zamanı

log in

reset password

Back to
log in
Choose A Format
Gif
GIF format