UFAK TEFEK EDEBİYAT #28: Bir Katre İstanbul


Denizin içindeki küçük, yalnız balık
Yalnız mı kaldın söyle?
Çok mu acılar çektin?
Nedendir bu dalgalar?
Nereden gelir denizin bu karanlığı bilinmez.

Baksana İstanbul iki yakaya ayrılmış
Her yeri kan ağlıyor güzel İstanbul’umun.
Kim bilir kaç insanın üzüntüsüne, mutluluğuna tanık olmuştur.
Kim bilir kimleri de üzmüştür.
Kim bilir yüzyıllarca seni kimler kimler istedi.
Ama sen her zaman yalnız başına, dimdik savaştın.
Ne savaşlar, ne barışlar gördün ama bir tek kendinle barışamadın.
Artık yorgunsun, artık bitkinsin, yaşlandın.
Elinden birisi tutması gerek.
Elvedalardan yoruldun, yaralandın, kahroldun.
Elvedalar keşke olmasa.

Akşamüstüne doğru, kış vakti yolda yalnız başıma yürüyorum
İstanbul’un yaptığı gibi.
Her şey yağlı boya tablosundaki Eminönü, Beyoğlu’ymuş gibi geliyor.
Zahirde görünen her şey namütenahi bir görünüm elde ediyor nezdimde.
Günden güne kendi karanlığında boğulmaya devam ediyorsun.
Gündüz ise çamlıca tepesinden İstanbulu izliyorum
Aynı Yahya Kemal’in yaptığı gibi.
Ama ben Yahya Kemal’in gördüğünü göremiyorum.
Gökyüzüne baktığımda diyorum ki;
Yine gökyüzünün güzelim, nadide mavi tonları sislere büründü.


Like it? Share with your friends!

9

UFAK TEFEK EDEBİYAT #28: Bir Katre İstanbul

log in

reset password

Back to
log in
Choose A Format
Gif
GIF format