UFAK TEFEK EDEBİYAT #27: Denizden Gelen Umut


Bir şairin çaresizliği var üzerimde. Kelimelerini satırlara dökmekten çekinmemesine rağmen, dilinin ucundaki kıskaca söz geçiremeyen bir suskunun gözyaşlarını taşıyorum içimde. Ellerimde garip bir sızı var. Gözyaşlarımı titreterek sildiğim ellerimin içindeki umut kırıntıları canımı yakıyor. Susuyorum. Sustukça daha da canımı yakıyor kelimeler, düğüm düğüm oluyorlar boğazımda. ”Saat üç çeyrek, sen hep yarım.” dizelerinin ümitsizliğinin tuhaf ağırlığını taşıyorum. Usul usul izliyorum hırçınca dalgalarını kıyıya vuran denizi. Bir umut bekliyorum o dalgaların arasından.

Kalbim, yeni bir umuda açıyor kapılarını. Onca zaman bir yabancıya ev sahipliği yapan ruhum, yavaş yavaş kendini buluyor. Korkmuyorum. Bu kez değil. Yüzümdeki izlere dönüşen o eski korkularım, yerini uçsuz bucaksız bir güven denizine bırakıyor yavaşça. Önce sarsılıyorum bu yabancı hisle. Kabullenemiyorum. Korkuya, güvensizliğe, en çok da yalnızlığa alışkın ruhum umudu kabullenemiyor. Kendime gelmemi sağlıyor satır araları. Onlara sığınıyorum. Küçük bir çocuğun annesine sığınması gibi, cümlelerin ardında saklanıyorum.

Yeniden bir his doluyor içime. Tanımlayamıyorum, adını bilmediğim bir şey. Paramparça haldeki ruhum onarılmaya başlıyor. Nasıl oluyor? Bilmiyorum. Kaçıyorum, yaralarımı onaran şeyden. Kimse görmesin istiyorum. Hiç kimse yıkık dökük bir harabeyi görmesin istiyorum ama geç kalıyorum. Kendime bile geç kaldığım şu zamanda, bir başkası için çok fazla geç kalıyorum.


Like it? Share with your friends!

37

UFAK TEFEK EDEBİYAT #27: Denizden Gelen Umut

log in

reset password

Back to
log in
Choose A Format
Gif
GIF format