UFAK TEFEK EDEBİYAT #16: Gece


Gece geç saatlerdi. Hava çoktan kararmıştı. Üzerimdeki ince mont bu soğukta pek de işe yaramıyordu. Isınmak için hızlı hızlı yürüyordum. Dar, ıslak ve duman içine hapsolmuş sokaklardan gözüme en tekin görünenine saptım. Yürümek paslanmış vücuduma iyi geliyordu. Soluk alışverişim iyice hızlanmıştı, etraftaki duman ciğerlerime işliyordu. Birkaç kere sağa sola döndükten sonra yokuşlu bir yola çıktım. Yokuş, yorgun vücudumun üstesinden gelebileceği bir yük değildi. Ama bu kadar yolu geldikten sonra bunu da başarmak zorundaydım. Ara ara soluklanarak yoluma devam ettim. Sonunda eski evin çatısı görünmüştü. Yokuşun tepesine yaklaştıkça evle birlikte hatıralarım da gözümün önüne geliyordu. Hele o erik ağacının soğuktan titreyişini görünce içim iyice bir burkuluverdi.

Ev artık tam anlamıyla karşımda duruyordu. Sanki bana kızgındı. “Neden daha önce gelmedin?” diyordu. Soğuk, nemli ve paslanmış kapıyı geceyi delen bir gıcırtıyla açtım. Yıllar geçmesine rağmen bahçe masası hala yerli yerindeydi. Üzeri yağmurda ıslanmış kuru yapraklarla kaplıydı. Soğukta çok oyalanmayıp bacası tüten evin kapısını çaldım. Yan taraftaki pencerenin perdesi hafifçe aralandı. Kapı önünde bir tıkırtı ve atışma duydum. Kısa süren bir sessizliğin ardından kapı yavaşça aralandı. Kapının önünde beni biri kızgın, diğeri ise yarı sevinçli yarı hüzünlü bir yüz karşıladı. Annemin yüzünü kısa süre içinde bir sevinç kapladı ve annem aniden boynuma sarıldı. Babamın gözleri ise kızgınlık ve hasretle parlıyordu. Tek bir kelime bile etmeden içeri girdik. Sobalı küçük odada oturmak için kendime bir iskemle çektim. Birbirimizden uzakta akıp geçen yıllar aramıza mesafe koymuştu. Bir zamanlar öpüp kokladığım insanlara şimdi bir yabancı gibi bakıyor, konuşacak kelime bulamıyordum. Az önce girdiğim kapıdan yirmi yıl önce çıkıp gittiğim günü ne ben unutabilmiştim, ne de onlar unutabilmişti.

Bir süre konuşmadık, ama gözler susmuyordu. Babamın gözlerinden kin ve gurur okunuyor, annemin gözleri ise umutsuzca bir bana bir babama gidip geliyordu. Benim ise gözlerimin bile konuşmaya hakkı yoktu. Annem “Neden gittin, neler yaptın?” diye sordu. “Hiç.” dedim. Gerçekten de bir hiçtim. Her şey daha güzel olabilirdi ama ben olmama ihtimalini seçtim, olmadı da.


Like it? Share with your friends!

17

UFAK TEFEK EDEBİYAT #16: Gece

log in

reset password

Back to
log in
Choose A Format
Gif
GIF format