Soykırımın İçinden Bir Ses: Anne Frank


Holokost’un şüphesiz en unutulmaz isimlerinden biriydi Anne Frank. Daha 16 yaşında hayatını kaybetmesine rağmen geriye tüm insanlığın ruhuna dokunacak olan o meşhur günlüğünü bırakmıştı. 2 sene boyunca yaşadığı tüm zorlukları orada anlatmış, o günlük bir nevi onun dış dünya ile bağı haline gelmişti.

“Böylesi zamanlarda yaşamak zordur. İçimizdeki idealler, hayaller ve umutlar yaşamın acımasız gerçekleri yüzünden paramparça olur. “Hayatımı kaos, acı çekme ve ölüm üzerine kurmam mümkün değil. Dünyanın yavaş yavaş vahşete büründüğünü görüyorum. Bir gün bizi de yok edecek olan fırtınanın sesini duyuyorum, milyonlarca insanın acı çekişini hissediyorum.”

Anne, 1929’da Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Frankfurt kentinde dünyaya geldi. Nazilerin 1933’te iktidara gelmesinin ardından, ailesi ile beraber Amsterdam’a kaçtılar. Ancak Nazilerin ilerleyişi durmadı ve 1940 yılında Hollanda da işgal edildi. Temmuz 1942’de ise Naziler, Yahudileri Hollanda’dan Alman işgali altındaki Polonya’da bulunan ölüm merkezlerine sürmeye başladı. Bunun üzerine Anne ve ailesi yanlarında 4 Hollandalı Yahudi ile beraber 2 yıl boyunca Anne Frank’in günlüğünde “Gizli Oda” diye bahsettiği Prinsengracht sokağı 263 numaradaki aile şirketine ait ofisin arkasındaki apartmanın çatı katında gizlice yaşadılar.

“Bu korkunç savaş bir gün mutlaka bitecek, biz de yalnız Yahudi değil, insanlar olacağız! ”

1944’te isimsiz bir ihbar üzerine çatı katına baskın düzenlendi ve Anne ve ablası Kuzey Almanya’da Celle yakınlarında bulunan Bergen-Belsen toplama kampına götürüldü. Her iki kız kardeş de, İngiliz Birlikleri’nin Bergen-Belsen kampına girdiği 15 Nisan, 1945’ten yalnızca birkaç hafta önce tifüs nedeniyle hayatlarını kaybetti.

“Şimdiye kadar kimseye açamadığım her şeyimi sana açabilmeyi umuyorum. Umarım sen benim için büyük bir huzur ve destek kaynağı olursun.” cümleleriyle başladığı ve iki yıl boyunca Nazi askerlerinden saklandığı evde tuttuğu günlüğü, Auschwitz’den kurtulan babası Otto Frank’ın izni ile basılmış, 65 dile çevrilmiş ve 30 milyon kişi tarafından okunmuştur.

“Öldükten sonra da yaşamak istiyorum. Onun için Tanrı’ya bana bu vergiyi bağışladığı, kendimi geliştirmek, yazıyla kendimi, içimdekileri anlatmak kolaylığını verdiği için dualar ediyorum. Elime kalemi alınca hiçbir şey gözümde değil, üzüntülerim siliniyor, cesaretim artıyor. Ama bakalım gerçekten değerli bir şeyler yazabilecek miyim? Umudum var. Niye mi? Yazarken düşüncelerimi, düşlerimi, yaşadığım, istediğim şeyleri gözümün önünde canlandırabiliyorum.”

Soykırımın İçinden Bir Ses: Anne Frank

log in

reset password

Back to
log in
Choose A Format
Gif
GIF format