Bu Hafta #Ne Yapsak?


KalemİK’te “Bu hafta #Ne Yapsak?” yazımızda ise içinizi ısıtan önerile:

Kafe-Dem Karaköy

Çeşit çeşit çaylarıyla, lezzetli atıştırmalıkları, tatlıları ve özgün sunumuyla alışılagelmişin dışında bir kafe Dem Karaköy. Menüsü çaylar bakımından oldukça geniş. Damak zevkinize göre yönlendirmeler bulunuyor fakat siz yine de karar vermekte zorlanırsanız çalışanlar bütün çayları yanınıza kadar getirip koklayıp seçim yapmanıza yardımcı oluyorlar. Biz çaylarından bir Japon çayı olan Huckleberry Friend’i denedik. Yaban mersinli ve limon aromalı bir Sencha çayı. Tadı bize çok farklı gelmese de tatlılarından yoğun çikolatalı Irish Malt favorilerimize girdi. Dem’in İstanbul’da Karaköy ve Moda olmak üzere iki şubesi bulunuyor. Karaköy’de bulunan şubesini geçtiğimiz aylarda Galata taraflarına taşıdılar. Mekanın yeni konumu biraz kuytuda kalsa da bizce burada denemeniz gerekenlerin sayısı oldukça fazla!

Film-Edward Scissorhands

Bu hafta vizyondan bir film seçmek yerine 1990 yapımı eski bir film seçtik. Başrolüne Johnny Depp’in hayat verdiği filmin adı; Edward Scissorhands. Türkçe adı ile Makas Eller. Filmde olaylar Edward’ı yaratan mucidin onu tamamlayamadan ölmesiyle başlıyor ve devamında da Edward makas elleriyle kalıyor. Şehir merkezinden ve insanlardan uzak olarak yaşayan Edward, yalnızlığından çok mutsuzdur ama makas ellerinden dolayı insanların içine çıkmaktan çekinmektedir. Yardımsever yaşlı bir kadının genç Edward’ı bulup yanına almasıyla çekingen karakterimiz insanların içine karışmaya başlar. Böylece başına birçok ilginç olay gelişir. Bunlardan bazıları komik bazıları romantik bazıları da üzücüdür. Biz de filmi izlerken bu olaylara şahit oluyoruz. Edward Scissorhands, ailenizle beraber keyifle izleyebileceğiniz harika bir film önerisi. Şimdiden iyi seyirler!

Kitap-Fahrenheit 451

Hepimiz distopyaların bir gerçeklik payının olduğunu düşünürüz. Ray Bradbury’nin Fahreheit 451’i insanların artık kitap okumadığı, hiçbir şeyden zevk almadığı, dünyayı sorgulamadığı bir eserle karşımıza çıkıyor. Size itfaiyecilerin yangın söndürmek yerine yangınları yakan kişiler olduğunu söylesek şaşırabiliriz öyle değil mi? Ray Bradbury, itfaiyecileri gelecekte farklı bir kalıba sokmuştur. Artık itfaiyecilerin işi yangını söndürmek değil aksine yangını yakmaktır. Bu eserin başkahramanı Montag ise o itfaiye memurlarından bir tanesidir. Görevi ise kitap okuyan kimselerin evini yakmaktır çünkü bilgilerin insanları manevi bir düşünce yoluna itip bireylerin beyinlerini bulandırdığını düşünürler fakat Montag her gün işinden evine dönerken komşusu olan Clarisse ile sohbet ederken bulur kendisini. Clarisse genç ve dünyayı sorgulayan bir yapıya sahiptir yani o distopyanın asi, muhalif kızıdır. Clarisse her zaman dünyanın güzelliğinden, kitaplar deryasından bahsederken Montag birden kendi hayatını sorgulamaya başlamıştır. Montag kendi içinde ikircikli bir yapı yaşarken etrafındaki kimse onun tarafında olmamıştır, bir kişi hariç. 1953 senesinde yazılan Fahrenheit 451 eserin isminden de anlaşılacağı gibi kitap sayfasının yanma derecesinden yola çıkılmış bir eserdir. Bu distopyayı biz severek ve bir nefeste okuduk size de tavsiye ediyoruz. İyi okumalar!

Tiyatro-Bizim Aile

Yeşilçam’ın unutulmaz melodramlarından Bizim Aile’nin müzikli halini bu sezon Şehir Tiyatroları’nda izliyoruz. Omuzlarına büyük Yeşilçam ustalarının yükünü alan oyuncular filmden aldığımız o sıcak sevimli aile draması hissini katlayarak bize veriyor. Konuyu bilmeyenler için anlatmak gerekirse; her ikisi de dul olan dört erkek çocuk babası Yaşar Usta ve üç çocuklu Melek Hanım, bir yandan geçim derdi, bir yandan çocuklarının dertleri ile boğuşmaktadır. Komşularının araya girmesiyle, yaşam yükünü hafifletmek üzere evlenirler. Çekindikleri için çocuklarına, diğer çocuklardan söz etmezler. Yaşar Usta’nın uçarı oğullarıyla, Melek Hanım’ın her biri ayrı telden çalan çocuklarıyla yaşadığı eve taşınmasıyla kıyamet kopar! Önce şaşkınlık ve oda kavgasıyla başlayan geçimsizlikler, çekememezlikler sürüp gider. Aile genişleyip, çocukların sayısı artınca sorunlar da artar. Bu unutulmaz Yeşilçam klasiğinin oyun halini kaçırmayın deriz!

Konser-Can Bonomo

Büyüdüğü evde sanat olduğunu ifade eden ve annesi sayesinde şiir öğrendiğini ifade eden Can Bonomo, dokuz yaşında gitar çalmaya başladı. Lise ve üniversite yıllarında amatör müzik gruplarıyla İzmir ve İstanbul’da birçok konserler verdi. Can Bonomo Ocak 2011’de Can Saban’ın yapımcılığı ile ilk albümü “Meczup”u yayınladı. Albümde çoğu parçanın söz ve bestesi Can Bonomo imzası taşıyor. Yıllar ilerledikçe Bonomo albümlerine devam etti ve ününe ün katarak kariyerinde ilerledi. Konserlerine gelirsek  gerçekten çok eğlenebileceğinizi söyleyebiliriz. Bonomo’nun enerjisi size geçiyor diyebiliriz hele ki sahne enerjisiyle:) Siz de Can’ın hem sahnesini izlemek hem de yeni şarkılarını ilk dinleyenler arasında yer almak istiyorsanız 12 Nisan Cuma günü IF Performance Hall Beşiktaş’ta olun!

Bu Hafta #Ne Yapsak?

log in

reset password

Back to
log in
Choose A Format
Gif
GIF format